SEÇİM konjonktüründeki duygu ve heyecanlarımız ne olursa olsun ülke için önemli olan seçimlerden sonraki beş yıldır.

Bu hayati meseleye nasıl bakmalıyız?

Dün Merkez Bankası faizi birazcık yükseltti, dövizde birazcık gerileme oldu.

Faizle döviz arasındaki etkileşimi görüyor musunuz: Ekonomisinde teknoloji kullanımı yetersiz olan bizim gibi ülkelerde cari açık yani döviz ihtiyacı büyük oluyor, siz faizi emirle düşük tutarsanız döviz daha bir fırlıyor!

Faizi biraz yükseltip Türk Lirası’nın getirisini arttırırsanız, döviz geriliyor. Bu, bizim hâlâ kıramadığımız bir zincirdir ve üç yüz yıllık ekonomi tarihimizin özetidir.

Peki, ne yapmalı?


PARA VE DİPLOMASİ
TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik dünkü konuşmasında bakın ne diyor:

“İki gözümüzün biri ekonomidedir, biri de dış politikadadır. Dış ilişkilerden zaman zaman gelen sese bizim dikkat etmemiz gerekir.”

Niye? Dünya ile ilişkileriniz iyi ve ülke içindeki hukuk düzeniniz güvenilir olursa dışarıdan sermaye çekebiliyorsunuz. Dışarıdan alacağınız kredinin faizi daha düşük oluyor. Sıcak para girişi nispeten istikrar kazanıyor, turizm gelişiyor falan...

İşte bu yüzden çağımızda dış politikada diplomasi dili ve diplomasi tarzı geçmiş her zamandan daha gereklidir.

Kalabalıkların öfkesi ve coşkusu gelip geçer ama kalıcı olan “rasyonel gerçek” budur.

Muhafazakâr okurlarımıza Abdülhamid’in “düyun-u umumiye” yani kamu borçlarını nasıl yönettiğini okumalarını öneririm.

Cumhuriyet, yaşanan tecrübelerle “denk bütçe” ve aşırı borçtan sakınma politikası izlemişti; zaten kapalı ekonomi dönemiydi.

Artık dünyaya açık ekonomideyiz, bunun rasyonel kurallarını uygulamalıyız.


YAPISAL REFORMLAR?
Hiç şüpheniz olmasın, seçimlerden sonra ağır ya da esaslı kararlar almak gerekecektir.

Çünkü ekonomiyi başarıyla yönetmiş olan Ali Babacan’ın 2010’dan itibaren inşaat yerine endüstri vurgusuyla dile getirdiği yapısal reformlar yapılmadı.

Mehmet Şimşek’in üç yıl önce “ekonominin üç çıpası” olarak niteliği reformlar da yapılmadı.

Ama yine de yüzde 7 büyümedik mi?

Saygın bir ekonomist olan Mehmet Şimşek “sermaye piyasaları gelişmeden artık bu hızla ilerlenemeyeceğini” söylüyor. (24 Mart 2018)

Sermaye piyasaları nasıl gelişecek?

Tüketimi teşvik yerine tasarrufları arttıracak kurumsal politikalarla, hukuka, yargıya güvenilmesiyle... AB’nin şeffaflık ilkelerini kabul ederek, dış ilişkilerde diplomasi yaparak...


NASIL DİYE SORALIM
Sadece ekmeğimizi ilgilendirdiği için değil, terörle mücadele ve uluslararası fırtınalarda devletimizin daha güçlü olması için ekonomi ile diplomasi arasındaki ilişkiyi ustaca kullanmak ve ekonomide inşaat yerine bilim ve teknolojiye öncelik vermek zorundayız.

Bunun olması için “hukuk devleti” şarttır.

İş dünyası bu sebeple OHAL’in kalkmasını istiyor. Çünkü devlet OHAL’siz olarak da terörle mücadele için gereken yetkilere sahiptir.

Diyorum ki, seçimlere “Kim?” diye bakıp şu veya bu lidere öfke veya sevgi duyalım ama bir de önümüzdeki beş yıla ilişkin politikalarının “Nasıl?” olacağını araştırarak bakalım.

Gelişmiş demokrasilerde de partileri spor kulübü gibi tutan büyük seçmen kitleleri vardır ve istikrar için lazımdır. Ama ‘gidişat’a göre hakemlik yapabilecek kitleler de vardır, “Kim?” diye değil, “Nasıl?” diye bakabilen...

Haydi biz de sevdiğimiz lider kimse, onu bu konularda yuvarlak laflar ve popülist vaatlerin ötesinde rasyonel ve programlı açıklamalar yapmaya zorlayalım

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/secimlerden-sonra-40817034