Depresyon sadece mutluluk ve huzurun değil, sağlığımızın da mühim düşmanlarından biri.

Depresyon kalbi hasta ediyor, beyni unutkan yapıyor, bağışıklığı baskılıyor, bedeni yorgun, halsiz, bitkin bırakıyor.

Kısacası olabildiğince erken dönemde tanınması, süratle el konulup çözümlenmesi gereken bir problem.
Son yıllarda ciddi bir yaygınlık gösterdiği de herkesin malumu.
“Peki, işaretleri neler?” diyorsanız aşağıdaki kutuda
10 maddede özetledik.
Eğer bu belirtilerden üç veya daha fazlası sizde de varsa bir psikiyatri uzmanıyla görüşme-
nizde fayda olabilir.

Depresyonun 10 işareti

1- Konsantre olmada zorlanma
2- Unutkanlık
3- Uyku bozuklukları
4- Cinsel istekte azalma
5- İlerleyici bir halsizlik ve yorgunluk
6- Önceden zevk alınan işlerden zevk alamama
7- Keyifsizlik ve mutsuzluk
8- Sık sık üzgün, keyifsiz, çaresizlik hissi dalgalanmaları
9- Değersiz ve güvensiz hissetme periyotları, endişe hali
10- Karar vermekte güçlük çekme

Selenyumun fazlası zararlı

Selenyum güçlü bir antioksidan.
Etkili bir kanser savar mineral. Mühim bir yaşlanma freni.
Ne var ki onun da fazlası tehlikeli. Çünkü selenyum vücuttan kolayca atılamayan bir mineral.
Tavsiyem; günde erkekseniz 75, kadınsanız 50 mikrogramı geçmemeniz. Mümkünse kan analizleriyle selenyum seviyesini izlemenizdir.

İki güzel cümle

◊ Sorgulanmayan hayat yaşamaya değer değildir. (Sokrates)
◊ İnsanın karakteri onun kaderidir.
(Heraklitos)

Kimler meyveyi azaltsın?

◊ Şeker hastaları
◊ Gut hastaları veya ürik asidi yüksek olanlar
◊ İnsülin dirençliler
◊ Kilo sorunu olanlar
◊ Trigliserid seviyesi yüksek saptananlar
◊ Karaciğeri yağlı olanlar

1 porsiyon meyve ne kadar?

◊ 1 orta boy elma/armut/portakal/şeftali
◊ 2 adet kayısı veya iri erik
◊ 6-8 adet çilek
◊ 8-10 adet kiraz
◊ 15 üzüm tanesi
◊ 2 adet incir
◊ 2 adet mandalina

Ağrı kesici haplar karaciğerinizin canına okuyabilir

İlaç sever bir toplumuz. Özellikle ağrı kesiciler evlerimizin vazgeçilmez aksesuvarlarından biri.
Bunlardan biri var ki, bilhassa karaciğer için çok ama çok tehlikeli.
Uzmanlar akut karaciğer yetmezliği vakalarının neredeyse yarıya yakınından asetominofen isimli (parasetamol) ağrı kesicinin sorumlu olduğunu söylüyor.
Ayrıca bu maddenin karaciğere verdiği zarar alkolle birlikte alındığında daha da artıyor.
Yuttuğunuz ağrı kesicilerin içeriğine ve miktarına dikkat edin.
Sadece parasetamol/asetominofen içerenlerinden değil, her türlüsünden (dipiron, diklofenak, naproksen, etodolak, salisilik asit, ibubrufen) uzak durun.

Ağız kuruluğunun nedenleri

Ağız kuruluğunun en sık görülen nedeni kan şekeri yüksekliği, yani şeker hastalığıdır. Kanda şeker yükselince idrar miktarı artıyor, vücut susuz kalıyor, neticede de ağız kuruluğu ortaya çıkıyor.
Bağışıklık
sistemindeki
problemler nedeniyle ortaya çıkan Sjögren sendromu da önemli.
Bu hastalıkta tükürük bezleri yanlış bağışıklık cevapları nedeniyle iltihaplanıyor, iltihaplanınca da yeterince tükürük imal edemiyor. Neticede ağız kuruluğu başlıyor.
Bu hastalık sadece tükürük bezlerini değil, gözyaşı bezlerini de iltihaplandırdığı için çoğu defa ağız kuruluğuna göz kuruluğu da ekleniyor.
Göz kuruluğunun en erken işareti ise “gözlerde kum varmış hissi” oluyor.
Tükürük bezi hastalıklarında da ağız kuruluğunun ortaya çıkabileceği, örneğin tükürük kanalı tıkanıklıklarının ağız kuruluğu ile sonuçlanabileceği aklınızda olsun.

Bu testi yaptırdınız mı?

Hızlı ve kötü yaşlanmanın en mühim nedenlerinden biri, kan şekerinin aşırı ve sürekli yükselmesidir. Kan şekeri artınca “glikasyon” olarak bilinen çok kötü bir kimyasal süreç devreye giriyor, protein yapısındaki maddeler şekerle birleşip yapısal değişime uğruyor.
Bu değişim sonrasında oluşan yeni ürünler ise hücre, doku ve organlarda toksik etkilere yol açıyor. Hızlı yaşlandırıyor, paslandırıcı, yaşlandırıcı süreçleri tetiklemeye başlıyor.
Kanımızda oksijen taşımakla görevli “hemoglobin” molekülü de bir tür protein. Şeker arttığında o da glikasyona uğruyor ve “hbA1c” yapısına dönüşüyor.
Glikasyona uğramış hemoglobin miktarının artması demekse -yani hbA1c’nin yükselmesi-
glikasyon süreçlerinin hızlandığı anlamına geliyor.
O halde bu testi sadece diyabetin takibinde değil, sağlıklı yaşamı ve yaşlanmayı izlemede de kullanmamız mümkün.
Makul değer 5.5 ve altı.
5.7’den sonrası “aman dikkat!” uyarısı getiriyor. 6 ve sonrası “adımlarına dikkat et, ayağını denk al!” anlamına geliyor. 6.5 ve sonrası ise “acil önlem almalısınız” diyor.
Bir araştırmada hbA1c’deki yüzde 1’lik bir artışın bile kalp damar hastalığı riskinde yüzde 20’ye, göz ve böbrek damar hastalığı riskinde yüzde 40’a varan artış anlamına geldiği gösterilmiş.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/depresyonda-misiniz-40811815