ERKEN seçim artık kesinleşmiş sayılır; 66 gün sonra, 24 Haziran Pazar günü yapılacak.

Bu takvimin ilk dikkat çeken tarafı, İYİ Parti’nin seçimlere girmesinin engellenmek istenmesidir.

İttifak yasasını iki partinin çıkarına göre düzenleyen iktidar bloku, şimdi iki partinin en avantajlı olacağı günde seçim yapacak.

Seçim günü olarak sürekli 2019 yılının 3 Kasım’ını gösterirken birdenbire 66 gün sonrasına seçim koymak son derece hesabi bir tavırdır. Muhalefetin yeterince hazırlanmasına imkân bırakmadan seçim yapılmak istendiği açıktır.

Bu, sonraki yerel seçimlerde de iktidarı avantajlı hale getirecektir.


AK PARTİ VE MHP
Aslında Cumhurbaşkanı ta Eylül 2017’de bazı belediye başkanlarını değiştirerek partisini seçimlere hazırlamaya başlamıştı.

Meydan ve kongre konuşmalarını yoğunlaştırmıştı. Referandumdan beri de seçim ekonomisi uygulanıyordu; para basmadan fakat kredi ve tüketim musluklarını açarak.

Çözüm sürecindeki konuşmaların aksine, MHP tabanına seslenen ‘milliyetçi’ konuşmalara ağırlık vererek...

İktidar partisinin muazzam propaganda imkânları da vardır.

AK Parti’nin 66 gün sonraki seçimlere en avantajlı parti olarak gireceği bellidir.

MHP ise ‘ittifak yasası’ sayesinde baraj sorunundan kurtulmuş olarak seçimlere girecektir.

MHP’nin baraj sorunu olduğunu Bahçeli’nin kendisi yüzde 10 barajından yakınarak ve Avrupa demokrasilerindeki düşük barajları örnek göstererek ifade etmişti. (14 Kasım 2017)


MUHALEFET KANADI
Muhalefet kanadında en hazırlıklı ve güçlü parti şüphesiz CHP’dir fakat bu partinin oy tabanını önemli oranda genişletemediği bugüne kadarki seçimlerde görüldü.

Kılıçdaroğlu yüzde 20’den yüzde 25’e çıkardı, ötesine geçilemedi.

Bu tabloda İYİ Parti ve Saadet Partisi belirleyici olabilir.

Oranları bilmiyoruz ama Meral Akşener engellemelere rağmen bir rüzgâr yarattı.

Temel Karamollaoğlu da ‘kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti’ gibi her hukukçunun yüreğinde hissetmesi gereken hayati kavramları vurgulayarak partisine bir canlanma getirdi, ilgi odağı oldu.

Hatta kamuoyu araştırmaları sağdaki bu iki partinin ittifak yapması halinde, tek başlarına alacakları oyların toplamından fazla oy alabileceklerini gösteriyor.

Sorun İYİ Parti’nin seçimlere girip giremeyeceğidir. Kongre ve olağanüstü kongre tarihleri ile YSK’nın takvimi gibi teknik konular var. Fakat İYİ Parti, seçimlere girme hakkı olan Demokrat Parti’nin tüzel kişiliği altında seçimlere girebilir, buna hukuki engel yoktur.

AK Partililerin çok iyi bildiği ‘mağduriyet duygusu’ bu defa güçlü ve kudretli iktidar lehine mi, muhalefet lehine mi işler? Yine de propaganda gücü çok önemli bir faktördür.


DOĞRU İLKELER
Benim gözümde öncelikli olan hukuktur, temel hak ve hürriyetlerdir, iktisadi kalkınmadır; hangi parti olursa olsun.

Bu sebeple parti mülahazasından tamamen uzak olarak şu hususu iktidarın dikkatine sunmak isterim, ülkeyi yönetme sorumluluğu onlarda olduğu için...

KHK’larla seçim kanununda değişiklik yapmak, ittifak yasasıyla iki partinin çıkarına bir seçim sistemi getirmek, şimdi de iki partinin çıkarına göre bir seçim tarihi belirlemek...

Böylece demokrasilerde anayasalar kadar önemli olan oyun kurallarını bu kadar sık, bu kadar mutabakatsız ve bu kadar köklü şekilde değiştirmek toplumsal huzura ne kadar katkıda bulunur?

İtidal, adalet, hakkaniyet gibi kavramlar her zaman doğru rehberlerdir.

 http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/66-gun-kaldi-40809721