Başlığı görünce şaşırdığınızın farkındayım. Sonuna kadar da haklısınız. Böyle bir kıyaslamayı yapmak yani bademle yumurtayı aynı kefeye koymak olacak şey değil! Peki ya bu başlık niye? Nedeni, niyesi şu:

Hayvansal ürünler arasında “kaliteli protein” yönünden yumurta nasıl mühimse, badem de çok mühim bir bitkisel protein kaynağı.

Dörtte bir su bardağı kadar bademde yaklaşık 7.5 gram civarında bitkisel protein var.
Yani 6-7 gram protein içeren bir orta boy yumurtadaki hayvansal proteinden “bir tık” daha fazlası.
Bademin E vitamini, kalsiyum, posa, biotin zenginliğini de bir kenara not edin.Biotin bir B vitamini. Cilt, saç, tırnak sağlığı için mühim doğal destek. Çeyrek su bardağı bademle günlük biotin ihtiyacınızın yüzde 75’ini karşılayabiliyorsunuz.
Netice mi? Kuruyemiş tercihlerinizde bademi ihmal etmeyin. Özellikle osteoporozlu bir hanım (çünkü bol kalsiyum da içerir) ve kas meraklısı bir gençseniz...
Okul çağındaki çocuklar da tabii anında birer badem sever yapılmalı...

Çay bilgisi dersine devam

◊ Yeşil çayda siyah çaydan daha fazla kateşin/epigallokateşin yani “antioksidan” güç var. Ama aradaki fark zannedildiği kadar mühim değil. Geçiştirilebilir yani. Bu nedenle de yeşil çaya siyah çaydan daha fazla antioksidan güç yüklemek biraz haksızlık!
◊ Kafein bakımından yeşil çay, siyah çaydan daha avantajlı. Yeşil çayın kafein içeriği, siyah çaydan biraz daha düşük. Ama hakkını verelim. Burada da ciddi bir fark yok!
◊ Egzersiz öncesi bir fincan siyah veya yeşil çay için! Çaydaki antioksidan güç, egzersiz esnasında oluşabilecek serbest radikallerin etkisini azaltıyor yani bir tür antioksidan koruma kalkanı sağlıyor. Bu pek mühim bilgiyi lütfen ayrı bir yere not eder misiniz?

Neden daha sık ve bol baklagil yemeliyiz?

Baklagil grubu mühim, değerli, nispeten de ucuz besinler. Fasulyesi, nohudu, bezelyesi, mercimeği pek fark etmiyor, baklagil sağlık takımının üyesi her besin tıka basa “sağlıklı” bileşen içeriyor.
Her şeyden evvel...
◊ Tamamı protein ve posa zengini.
◊ Tümü mineral deposu (magnezyum, demir, potasyum).
◊ Hepsinde bol E ve B vitamini var (folik asit ve diğer B vitaminleri).
◊ Her biri tıka basa antioksidan yüklü (özellikle renkli olanları).
◊ Çoğu bitkisel proteinde bulunmayan lizin, baklagil grubundaki her besinde var. Lizin karnitinin temel iki yapı taşından biri. Karnitin ise mitokondrilerimizin enerji üretebilmesi için gerekli. Yani her baklagil aynı zamanda bir mitokondri besini.
◊ Baklagil grubu polifenollerden yana da çok güçlü. Özellikle siyah fasulye ve beluga mercimeği bu konuda pek ünlü.

Badem, fındık, ceviz nasıl yenmeli?

Kuruyemişlerin kabuklu satın alınıp evde kabuğu kırıldıktan sonra tüketileni kabuksuzundan, tam ve bütün olanı parçalanmış ve kırıklı olanından, kavrulup tuzlanmamış olanı kavrulup tuzlanmış (ya da şekerlenmiş) olanından, havasız bir cam kapta saklananı kese kağıdında saklananından, rutubetten güneşten uzak tutulanı tutulmayanından daha güvenli ve faydalıdır.
Kısacası kuruyemişlerin...
Kuru, ışıksız, rutubeti az bir yerde, mümkünse cam bir kapta, ağzı kapalı bir şekilde muhafaza edilmeleri daha doğrudur. Buzdolabında saklanmaları güvenlik düzeyini daha da yükseltir.
Kuruyemişleri doğal haliyle tüketmek ve taze taze tüketmek ise en doğru seçimdir.

Hipertansiyonlu biriyseniz şu sporlardan  uzak durun

◊ Halter
◊ Press-up
◊ Vücut geliştirme
◊ Skuba diving
◊ Squash
◊ Akrobasi uçuşları

Şişmanları ötekileştirmeyin

* Fazla kilolu olmayı, hele hele kilo kontrolünü kaçırıp “obez biri” haline gelmeyi kimse istemez. Bu durum tabii ki sağlıksız ve tatsız bir durumdur.
* Her iki halde de beden ve ruh ciddi zorlanmalarla karşı karşıya kalıyor.
* Bu kilo sorununuza ilişkin zorlanmalardan bir bölümü bedene binen fazla yükle ilgili. Yani mekanik...
* Bir kısmı yeni gelişen hormonal süreçler, bozulan metabolizma ile bağlantılı. Yani metabolik...
* Bir bölümü de fazla kilolara bağlı şekilsel değişmelerden kaynaklanıyor. Yani kozmetik...
* Sonuçta ruhsal denge de etkileniyor. Yani işin psikolojik boyutu da var.
* Kısacası, kilo sorunu olan birinin dertleri zaten çok. Kimi mekanik arızaların sonuçları ile (diz, kalça, bel ağrıları), kimi metabolik bozuşmaların neticeleriyle (hiperürisemi, hipertansiyon, şeker hastalığı), kimi de kozmetik değişimler ve bunların yarattığı ruhsal problemlerle didişip duruyorlar.
* Hâl böyleyken onlarla birlikte yaşayanlar, medya ve daha pek çok uyaran onları dışlıyor, ötekileştiriyor.
* Ve bu ötekileştirme onlarda ciddi bazı ruhsal sorunlara sebep oluyor.

Rakamlarla uyku bozuklukları

◊ Yetişkinlerin en az yüzde 40’ında ara sıra da olsa uykusuzluk şikâyeti bir şekilde hep var.
◊ Uyku sorunlarından yakınanların sayısı ise yaş ilerledikçe artıyor, 60’lı yaşlardan sonra en az her üç yetişkinden biri herhangi bir uyku şikâyeti yönünden yakınmalarda
bulunuyor.
◊ Yetişkinlerin yüzde 40’ı horluyor. Müthiş bir rakam! Müthiş. Çünkü horlama demek uyku kalitesinin (yataktaki diğer eş ve aynı odayı paylaştığınız diğer biri dahil) ciddi ölçüde bozulması demek...
◊ Yaklaşık yüzde 2-5’inde ise gizli ya da açık uyku apnesi (uykuda solunum durması) sorunu tespit ediliyor. Uyku apnesi gizli bir salgın. Mühim bir sorun. Obezite patlaması, iş kazası, yorgunluk, baş ağrısı ve daha pek çok problemin gizli nedeni...

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/badem-mi-yumurta-mi-40773400