-Kapsayıcı Geliştirme Endeksi 2018 (DAVOS) ve Türkiye -

Davos toplantılarında açıklanan Oxfam International verileri, Dünyadaki eşitsizlikleri ortaya koyuyor. Dünyada 2017’de nüfusunun %1’i  Dünya gelirlerinin % 82’sini alıyor, yüzde 99 ise kalanı paylaşıyor. Dünyadaki servetin yarısını çok küçük bir kitle paylaşıyor; en zengin 8 kişinin geliri dünyanın yüzde 50’sine denk geliyor, dolar milyarderi sayısı geçen yıl en üst seviyede artarak, 2 bin 43 kişinin milyardere ulaştı. Veriler kadın ve erkek gelir dağılımında da adaletsizliği ortaya koydu. Dünyada her 10 milyarderden 9'unun erkek olduğu anlaşıldı.

Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan “The Inclusive Development Index 2018 (IDI)” raporu* da WEF’in ilk gününde yayınlandı ve çarpıcı sonuçları ve yöntemi ile dikkat çekiyor.  Kapsayıcı Gelişme Endeksi, ülkelerin GSYİH'ya ek olarak ekonomik ilerlemenin 11 boyutunda nasıl performans gösterdiğini ölçen ve 103 ülkenin ekonomik performansını yıllık olarak değerlendiren bir rapordur. Büyüme ve gelişme; kapsama; kuşaklar arası eşitlik - doğal ve mali kaynakların sürdürülebilir yönetimi şeklinde 3 ana gruplandırması vardır.  DEF-IDI, ekonomik ilerlemenin geleceği konusunda hazırlanan bir rapor olarak, daha derinleştirilmiş kamu-özel işbirliğiyle sürekli ve kapsayıcı ekonomik ilerlemeyi bilgilendirmeyi ve bunları etkinleştirmeyi amaçlamaktadır. Söz konusu rapor da Oxfam’ı destekleyici sonuçlar ortaya koyarak, yaşanan ekonomik büyümenin gelir ve servette kapsayıcılıkla ilerlemesi gerektiğine vurgu yaparak, ülkelerin politikalarında arka planda kalması neticesinde eşitsizliğin arttığına dikkat çekmektedir.

Endekste vurgulanan “Kapsayıcı Büyüme”, insan kaynağına ve insanların rahat hareket etmesini sağlayacak alt yapıya yatırım, toplumda geriden gelenlere imkan sunmak, dayanıklılık geliştirmek, çevreye uyumlu sorumlu yatırım” gibi başlıkları içeriyor. Bu yeni ulusal ekonomik performans göstergeleri, GSYH'ye alternatif olarak geliştirilerek, insanların yaşam standartlarına ve ekonomilerin gelecekteki durumuna odaklanmaktadır.

DEF, bu girişim ile insanların yaşam standartlarına ve ekonomilerin gelecekteki göstergelerine odaklanan GSYH'ye alternatif olarak yeni bir ulusal ekonomik performans metriği geliştirmiş oldu. Endeks, ekonomilerin sosyal eşitsizlikle ilgili endişelere rağmen kapsayıcı oluşu ve sürdürülebilirlik üzerindeki kısa vadeli büyümeyi destekleyen politikalara öncelik verdiğini, 103 ülkenin sıralaması hangisinin büyüme, eşitlik ve sürdürülebilirlik açısından en iyi kombine performansa sahip olduğunu gösteriyor

En iyi performans gösteren ülkeler

Endekse göre, 2018 yılında dünyadaki en kapsamlı ekonomi Norveç'tir. İskandinav ulusları kuşaklar arası eşitlik için ikinci sırada yer alırken, endeksin diğer iki sütununda üçüncü sırada yer alır. Küçük Avrupa ekonomileri endeksin üst sıralarında bulunmaktalar, Avustralya (9) Avrupa ekonomisinin ilk 10'da kıta dışı tek ekonomidir. G7 ekonomilerinin arasında Almanya (12) en yüksek sıralamaya sahip. Bunu Kanada (17), Fransa (18), Birleşik Krallık (21), Amerika Birleşik Devletleri (23), Japonya (24) ve İtalya (27) izliyor. Birçok ülkede, sütunlar arasında belirgin bir farklılık var, birinde yüksek iken diğerinde düşük seviyede olabiliyor.

Gelişmekte olan ekonomilerin sıralamasında Litvanya (1), Macaristan (2), Letonya (4), Polonya (5), Hırvatistan (7) ve Romanya (10) sıralamasında, ilk altı sırada yer alan 6 yeni Avrupa ekonomisi bulunuyor. Bu ülkeler, AB üyeliğinden faydalanan büyüme, kalkınma ve kapsayıcı göstergeler üzerinde iyi bir performans sergiliyor. Bunun nedeni ortalama yaşam standartları yükselmesi ve servet eşitsizliğinin önemli ölçüde azalması Latin Amerika, Panama (6), Uruguay (8) ve Şili (9) olmak üzere ilk 10'da bulunan üç ülke ile iyi performans sergiliyor.

Performansa BRICS ekonomileri açısından bakıldığında, Rusya Federasyonu sıralamada 19. Sırada yer alıyorken, onu Çin (26), Brezilya (37), Hindistan (62) ve Güney Afrika (69) izlemektedir. Çin, 2012 yılından bu yana ekonomik büyüme (% 6.8) ve emek verimliliği artışı (% 6.7) ile birinci sırada yer almasına rağmen, genel puanı “Kapsayıcılık” anlamında düşük performansla azalmış durumda. Meksika (24), Endonezya (36), Türkiye (16) ve Filipinler (38) gibi diğer gelişmekte olan ülkeler ise, kuşaklar arası eşitlik ve sürdürülebilirlik konusunda daha fazla potansiyeli olan, ancak gelir ve servet eşitsizliği gibi kapsayıcılık göstergelerinde ilerleme eksikliği olan ekonomiler arasında yer aldılar.

Kapsayıcı Gelişme Endeksi 2018 içinde Türkiye’nin, yükselen ülkeler grubunda, bir önceki yılki endekse göre dört sıra yükselerek 20'nci sıradan 16'ncı sıraya yükseldiğini görüyoruz.

Türkiye ülke değerlendirmesine göre, ülke ekonomisinin kişi başına gelir bakımından güçlü bir şekilde büyümeye devam ettiği, mutlak yoksulluk oranının düşük olduğu ve gelişmekte olan ülkeler arasında en üstte yer alan beşte birlik kısımda bulunduğu, Uluslararası Para Fonu‘nun ülkenin büyüme rakamlarını açıkladığı Küresel Ekonomik Görünüm raporunda 2017 için % 2.5'ten % 5.1'e ve 2018 için % 3.3'ten 3.5'e yükselttiğini, bununla birlikte, istihdam oranının  %45’e gerilediği ve gelişmekte olan ekonomiler arasında Türkiye'nin en düşük yüzde beşte birlik kesimde yer aldığı  belirtilmektedir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün son raporunda, insan sermayesine daha fazla yatırımla desteklenen gelir getiren istihdam yaratılmasının önemi vurgulanmakta, Türkiye’de gelir ve varlık eşitsizliğinin çok yüksek oranda olduğu görülmektedir.

Dünya Ekonomik Forumu Küresel Gündem Başkanı Richard Samans, Endeks hakkında, en iyi ulusal ekonomik performansın üst sıralarında olmak için, yaşam standartlarında kapsamlı, sürdürülebilir ilerleme, toplumların beklediği sonuçlara bakmak gerektiğini, politika yapıcıların bu amaca daha özel odaklanmış yeni bir gösterge tablolarına ihtiyacı bulunduğunu vurgulamaktadır. Şüphesiz mevcut durum üzerine ortaya çıkan göstergeler , gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin, gelir eşitsizliğini gidermeye yönelik daha etkili ve kararlı adımlar atması gerektiğini ortaya koymaktadır.

2017 ortalarında, OECD'ye göre gelir eğimi son 50 yılın en yüksek düzeyine çıktı. OECD ülkelerinde yaşayanların en zengin % 10'unun geliri en yoksul % 10'un gelirinin 9 katına çıkmış bulunuyor. 25 yıl önce zengin kesimin geliri en fakir % 10'un 7 katını buluyordu. Bir başka araştırmada, 2017’nin Aralık ayında ünlü ekonomist Thomas Piketty ve ekip arkadaşları, dünya ekonomisi büyüse de bundan herkes eşit şekilde yararlanamadığını, zengin ile fakir arasındaki uçurumun 1980'den bu yana daha da büyüdüğüne dikkat çekmişlerdi.Dünya Eşitsizlik Raporu, 1980 yılından bu yana, dünyanın en zengin % 1'lik dilimindeki insanların gelir artışının, en fakir % 50'nin gelir artışını ikiye katladığını, orta gelirli sınıfın ekonomik büyümeden neredeyse hiç fayda görmediğine dikkat çekti.  Piketty ve araştırma ekibi, gelir eşitsizliği ile mücadele edebilmek, para aklama ve vergi kaçakçılığını önlemek için küresel finansal kayıt sistemi kurulmasını öneriyor. Ayrıca, gelir artışına endeksli vergi sistemi ve orantılı asgari ücret politikası da sunulan önlemler arasında gösteriliyor.

Yazının ismine dönecek olursak, “Parçalanan Dünyada Ortak Gelecek Oluşturmak” teması ile uluslararası güvenlik, çevre ve küresel ekonomi gibi pek çok önemli konu, jeostratejik rekabetin yükselişte olduğu bir zamanda Davos’ta tartışılsa bile, toplumları rahatlatacak değişimler yaratacağını beklemek mümkün görünmüyor. Küreselleşme, gelir eşitsizliğinin azalması derken, 2018’de ülkeler ve uluslararası ölçekte gelir dengesizliği ve sonuçları hayatları çekilmez hale getirdi. Dünya ekonomisi daha iyi olacak  diyen dünya büyümesini 2018 ve 2019’da % 3.9 olarak öngören IMF, büyümenin ilk paragraftaki sonuçları toplumlar için eşitleyecek gelişmeleri de tahmin edebilecek mi bu önemli.

*http://reports.weforum.org/the-inclusive-development-index-2018/press-release/