Japonya’da yapılan bir bilimsel araştırmada “ağız yoluyla glutation desteği alan kadınlarda cilt yaşlanmasının yavaşladığı, kırışıklığın azaldığı ve cilt renginin açıldığı” gösterildi.

Glutation bilinen en güçlü antioksidan. Antioksidanların kralı, ağası, patronu, ustası!
Vücudumuz, çoğu toksik maddeden onun sayesinde kurtuluyor. Ayrıca paslanmayı önlüyor, yaşlanmayı az ya da çok, bir ölçüde geciktiriyor.
Enerji verdiği, bağışıklığı güçlendirdiği, ağır metalleri temizlediği, sigara dumanının zararlarını minimuma indirdiği de çok iyi bilinen faydalarından...
Ağız yoluyla alındığında ise ne yazık ki pek etkili olmuyor. Zira tripeptit yapısında olduğundan midede hızla parçalanıp etkisiz hale gelebiliyor ama yine de bu engeli aşan ve patent alan birkaç firma var ve bunlar oldukça güvenilir ilaç üreticileri...
İşte bu üreticilerden birinin ürünü ile Japonya’da yapılan bir bilimsel araştırmada “ağız yoluyla glutation desteği alan kadınlarda cilt yaşlanmasının yavaşladığı, kırışıklığın azaldığı ve cilt renginin açıldığı” gösterildi. Bu enteresan bulgu tabii ki anında ciddi bir yankı da buldu.
Glutationun cilt ağartıcı etkisi aslında yeni bir bilgi gibi de görünmüyor. Özellikle Uzak Doğu’da (Filipinler, Endonezya, Japonya) damar yoluyla glutation uygulamaları yaparak cilde destek olma çalışmaları uzun zamandır gündemde.
Faydalı olduğunu söyleyenler çok ama uygulamanın arkasında güvenilir bir bilimsel yayın şimdilik mevcut değil.

GLUTATION HANGİ GIDALARDA VAR

Glutation bedenimizin zaten üretebildiği bir antioksidan. Ama yapısında glutation bulunan bazı besinler de var. İşte basit bir liste...

- Kuşkonmaz
- Avokado
- Bamya
- Domates
- Havuç
- Turunçgiller
- Kabak
- Çilek
- Karpuz
- Kavun
- Muz
- Yumurta
- Ceviz
- Elma
- Salatalık

GLUTAION ÜRETİMİNİ ARTIRAN BESİNLER NELER

Bunlar da doğrudan glutation içermeyen ancak vücutta glutation üretimine katkı veren gıdalar. Ortak özellikleri sülfürlerden, indol-3 karbinol, betainler, glukorafanin ve benzerlerinden zengin olmaları...
Oksidize olmuş glutationun yeniden fonksiyon görür hale gelmesini sağlıyorlar. Peki hangi besinler bu işi başarabiliyor?

- Karnabahar
- Lahana
- Sarımsak
- Maydanoz
- Ispanak
- Pancar
- Zerdeçal
- Tarçın
- Kakule

MAGNEZYUM DEPRESYONDA DA YARDIMCI OLABİLİR Mİ

Magnezyum desteklerine ilgi artıyor. Magnezyum da bu ilgiyi doğrusu hak ediyor. Zira kimi daha iyi uyumak, kimi kramplarını hafifletmek, kimi de nöropati problemini yatıştırmak amacıyla magnezyum hap ve tozlarından destek alıyor.
Amerika’daki Vermont Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, magnezyum desteklerinin hafif-orta ölçekli depresyonlarda da tedaviye yardımcı olabileceğini gösteren bulgulara ulaşıldı. Araştırma böyle bir yararı gösterince de magnezyum üreticilerinden yeni bir pazarlama alanı çıktı.
Tabii ki hemen ardından da şu sorular gündeme geldi: “Magnezyum depresyonda klasik tedaviye yardımcı doğal bir seçenek olabilir mi? Tedaviye magnezyum desteği ekleyerek antidepresanların dozu daha düşük tutulabilir mi?”
Dahası var: “Bazı hastalarda antidepresanlar yerine magnezyum tercih edilebilir mi?”
Bu soruların cevabı daha fazla araştırma yapılmasını, daha fazla veriyi gerektiriyor. Magnezyumun güvenli olduğu doğru ama yüksek dozlarda ishale yol açabileceği de unutulmamalı. Ayrıca böbrek hastalığı öyküsü olanlarda magnezyumun tavsiye edilemeyeceği de bir başka gerçek.
Şimdilik şunu söyleyebiliriz: Stresi azaltmak, endişeyi hafifletmek, kaygıyı gidermek ve basit kaygı sorunlarıyla baş etmekte magnezyum desteğinden faydalanmak düşünülebilir.
Ama bu kararı bir doktora bırakmak şartıyla...

SÜTE, GLÜTENE BU KADAR HASSASİYET NORMAL Mİ

Gıda duyarlılığı sadece sizin değil, modern tıbbın da gündemine yeni giren bir konu. Yakın bir tarihe kadar “gıda alerjisi” kavramına inanıyor ama “gıda intoleransı/hassasiyeti” sorununu görmezden geliyorduk.
Şimdilerde durum değişti. Anlaşıldı ki “gıda hassasiyeti/duyarlılığı” diye bir durum var. Tamam var ama konunun biraz abartıldığı hemen her şeyin bu problemle ilişkilendirilmeye başlandığı da doğru. Başınız mı ağrıyor? Cevap hazır, glütene hassasınız da ondan.
Eklemleriniz, kaslarınız mı sızlıyor? Yanıt anında veriliyor: Süt ve süt ürünlerini kesin, bir şeyiniz kalmaz!
Peki, sorun bu kadar mühim mi, anlatıldığı kadar yaygın bir problem mi? Bence değil... Değil çünkü her şeyden önce kullanılan testlerin çoğunun güvenliği tartışmalı. Aynı gün üç ayrı laboratuvarda üç ayrı yöntemle yaptırdığınız gıda intoleransı testlerinden birbiriyle tümüyle çelişen sonuçlar almanız mümkün. Ayrıca bu testlerin hemen hiçbirisinde “sizde gıda intoleransı yok” yanıtını bulamazsınız. Hemen herkeste hassasiyet var.
Durum öyle bir hale geldi ki neredeyse “hassasiyetiniz yokmuş” cevabını alanlar üzülecek haldeler. Peki, ne yapmalı? Yapılacak olanlar gayet ne ve açık: Bu testlerin de güvenliği yüksek olanlarını tercih edeceksiniz.
Test sonuçlarına kesinlikle güvenmek için de “eliminasyon diyeti” yapacaksınız.
Peki nedir, nasıl yapılır o eliminasyon diyeti?
Yanıtı yakında bu sayfada bulacaksınız...

B12 VİTAMİNİ İŞTAH AÇMAZ

B12 vitamini sinirleri korur, canlılık verir. Kan yapımında rol oynar, demirin depolanmasını sağlar, ağrıyı azaltır, kalp-damar sistemine destek olur. Bunları B9 yani folik asit desteği ile başarır. Eksikliğinde; halsizlik-güçsüzlük, denge bozukluğu, ellerde ve ayaklarda uyuşukluk/karıncalanma, yürüme güçlüğü, unutkanlık, konsantrasyon kaybı ortaya çıkabilir.
B12’yi öncelikle karaciğer ve böbrek, et, tavuk, balık, kabuklu deniz ürünleri, süt ürünleri ve yumurta sarısından alırız. B12, midede bulunan bazı hücrelerin salgıladığı bir taşıyıcı protein ile ince bağırsaklardan kalsiyum varlığında emilir.
Yaşlılar, vejetaryenler, mide operasyonu geçirenler, hamileler, süt veren kadınlar, sporcular, yoğun alkol ya da sigara kullanıcıları, uzun süre mide asidini azaltan ilaç kullananlar, emilim sorunu yaratan (ishal, Çölyak) hastalığı olanlar ve karaciğer hastaları B12 eksikliği ile karşılaşabilir. Erişkinlerde günlük gereksinim 3-4 mcg’dır.
B12 kullanımının kilo aldıracağı endişesi oldukça yaygındır. Oysa B grubu vitaminler, genel olarak metabolizmamızı uyaran, duygu durumumuzu iyileştiren, stresin olumsuz etkilerini azaltan, sonuç olarak kilo vermeye yönelik katkıları olan vitaminlerdir.
Yaklaşık 15000 kişi üzerinde yapılmış 10 yıl süren bir çalışmada, B6 ve B12 vitaminlerini kullanan deneklerin kilo artışı yaşamadıkları, aksine kaybettikleri gözlenmiştir. Ancak bu kişilerin sağlıklarına dikkat eden, dengeli beslenip düzenli aktivite yapan, vitamin destekleri kullanmayı ihmal etmeyen kişiler olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

OMEGA-3 TAKVİYESİ ŞİŞMANLATMAZ

Omega-3’ün yararları saymakla bitmez! Kanın incelmesi, pıhtılaşmanın azalması, kalp ritim bozukluklarının düzelmesi, trigliserid düzeyinin düşmesi, kan basıncının ayarlanması, belleğin güçlenmesi, eklem sorunlarının geciktirilmesi ve kilo yönetiminin kolaylaşması başlıca etkilerindendir. Günlük Omega-3 tüketimi hakkında kesinleşmiş bir değer yok ama haftada 2-3 kez balık tüketen birinin günde 1 grama yakın Omega-3 aldığı söylenebilir ki bu yeterli bir rakamdır.
Düzenli balık tüketiminiz yoksa hazır Omega-3 desteklerinden yararlanabilirsiniz. EPA ve DHA içeren bu desteklerde EPA/DHA miktarları 390/260 mg civarındadır. Kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız, gingko biloba veya E vitamini desteği alıyorsanız, Omega-3’e başlamadan mutlaka doktorunuzla görüşün.
Yağ içerdiği için kalori getirisinden korkulan ve kilo aldırabileceği düşünülen Omega-3 kapsüllerinin bir tanesi yaklaşık 10 civarında yani orta boy bir zeytin tanesi kadar enerji içerir. Özetle Omega-3 desteği kilo aldırmaz. Tersine düzenli Omega-3 takviyesinin özellikle karın bölgesinde biriken yağlardan kurtulmanızı kolaylaştırabileceğini bile söyleyebiliriz.  

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/glutation-destegi-cildi-genclestirebilir-mi-40652998