CHP sayesinde malum son bir haftadır en fazla duyduğumuz kelime oldu, "şaibe"...

Siz bakmayın şimdi bu zihniyetin "şaibe" kelimesini dillerine pelesenk etmesine. Hatta ve hatta işi daha ileri götürüp 16 Nisan'dan bu yana "şaibe" ile yatıp, "şaibe" ile kalkmalarına. İnsanız, unutuyoruz, onun için hatırlatmakta fayda var; "Arapça" kelimeler -şaibe dahil- CHP zamanında 24 yıl boyunca yasaklanmıştı. Konuyu çok dağıtmadan parantez içi bir açıklama yapalım.

(Hususi olarak "Arapça" kelimelerin kullanımının yasaklanması 3 Mart 1924 tarihinde 430 numaralı yasayla başladı. 24 sene süren bu yasak ile birlikte kanuna göre Arap alfabesiyle yazılan kitapların yayınlanması ve yazışmalarda Arapça kökenli kelimelerin kullanılması yasaklanmış oluyor. Neyse ki 1950’de DP iktidar oluyor ve zihniyetleri gibi yürürlüğe koydukları kendi de saçma sapan olan bu yasaktan kurtuluyor Türkiye.)

Bu anektoddan sonra konumuza dönecek olursak,

‎(ﺷﺎﺋﺒﻪ) i. (Ar. sevb “karıştırmak, aldatmak" kelimesinden sā’ib > sā’ibe)

(Şaibe) 1. Art düşünce. 2. Hile. 3. Kir, leke.4. Eksiklik, kusur, ayıp.

Cümle içinde kullanımına bir örnek olarak da;

"Bizim efendinin indinde bundan büyük şaibe olamaz." -E. E. Talu.

Görüldüğü gibi bir tarafı az çok tarihe dayanmakla beraber, bünyesinde inanılmaz anlamları barındıran halk hikayesi gibi bir kelime...

Esasında ilk anlamı "Art düşünce" dir,  daha sonra "eksiklik" anlamı gelir. "Kötü eser", herhangi bir yerde ki "iz" anlamı da  bu ilk iki anlamı takip eder,  fakat bazı -aslında çoğu- kelimelerin başına gelen anlam sapması "şaibe"nin de başına gelir ve hafif de olsa anlam kaymasına uğrar.  Bu bağlamda "kuşkulu iş", "kuşku ile bakılan iş" anlamında idame eder. Halk arasında kullanımı da hâkeza bu şekildedir.

Mevzunun az çok anlaşıldığını ümit ederek, konuyla ilgili görüşümü tüm samimiyetimle açıklamak istiyorum;

Evet tüm bu yaşananlarda büyük bir "şaibe" var.

Mesela;

Hatırlayın, Kemal Kılıçdaroğlu'nun hendek kazan teröristlere "Arkadaş" demesinin ardından  CHP'li vekil Aytuğ Atıcı da CHP Genel Başkanı'ndan aldığı bu bayrağı bir ileriye taşımak adına güvenlik güçlerine bombalı saldırıda bulunan hainlerle ilgili, "Şehit" ifadesini kullanmıştı.

Şimdi soralım bu tiplerin "memleket sevdası"nda sizce de büyük bir "şaibe" yok mu?


Devam edelim,

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt "Ama olur da EVET çıkarsa kimse heveslenmesin, biz yine Samsun’a çıkarız, Amasya, Sivas, Ankara’ya geliriz. Oradan İnönü, Sakarya, Dumlupınar ve İzmir’e kadar sizi de, 7 göbek sülalenizi de, bütün emperyalistleri de yine denize dökeriz." diyebilme cüretini göstermişti.

Sonrası daha da komikti. Hatırlarsanız bu "abes" sözleri nasıl toparlayacağını şaşırmış, herbiri bir öncekinden daha garip açıklamalar yapmıştı. öyle ya da böyle bu cümleyi kurabilmiş olması bile başlı başına bir garabetti…

Peki soralım bu vekilin(!) vekalet ettiği halkı düşman görebiliyor olması bir tarafa, 7 sülalesi ile birlikte denize dökeceğini söylediği "düşman" tanımında ciddi bir "şaibe" yok mu?

Hatta,

Trabzon Maçka'da referandum çalışması yapan CHP’li Vekil Tuncay Özkan, park yapılması yasak olan caddede durmak isteyince polisle tartışıp, polis memuruna "Çekil oradan terbiyesiz, edepsiz seni. Defol oradan, it" diyererek hakaret etmişti.

Sizce de Özkan’ın seçim çalışmasında, hatta "seçmen" anlayışında , esaslı bir "şaibe" yok mu?

Unutmadan,

CHP Parti Meclisi Üyesi Av. Sera Kadıgil, “Kapıda oynayan çocuklardan rahatsız olunca kızgın yağ dökeyim mi üstlerine! Ya da uykumdan uyandıran ezan için camiyi basıp imamı mı keseyim? O ezanlar ki şehadetleri dinin temeli ama BENİM yurdumun üstünde ebedi inlemesin artık nolur ya! Resmen ağzıma ağzıma okunuyor her sabah!" diye yazabilmişti.

O halde şunu sormak hakkımız, Bu satırları yazabilen herhangi birisinin genel kaideler içerisinde hâlâ "insan" olarak tanımlanabiliyor olmasında da, hâlâ insan muamelesi görebiliyor olmasında da sizce de kuvvetli bir "şaibe" yok mu?

CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in 1 milyon 200 bin TL'lik haberleşme gideri olmasının, bu veklin haberleşme anlayışının ‘"şaibeli" olduğunun bir göstergesi değil mi?

Ülkenin bölünmez birliği ve bütünlüğü düstûrunu anbean tekrarlayan bu zihniyetin bir ürünü olan CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit tarafından "İzmir'in Türkiye'den ayrılması ve Avrupa Birliği'ne tek başına girmesi gerektiği" söylenmişti. Sizce bu zihniyetin ‘ve "birlik" ve "bütünlük" anlayışının dahi "şaibeli" olduğunu göstermez mi?

CHP Bursa Milletvekili Orhan Saribal'ın bu topraklarda Yavuz Sultan Selim Han’a "katil" diyebiliyor olması, herbirinin ayrı ayrı tarih bilgisinin bile "şaibeli" olduğunun ispatı değil mi?

Şimdi gelelim işin en eğlenceli kısmına,

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, seçimden önce yaptığı konuşmada ne demişti?

Referandumda bir tek oyun dahi çalınmasının mümkün olmadığını ve parti olarak bütün sandıklarda örgütlü olduklarını, hatta ve hatta kurdukları sistemin en ufak bir uyumsuzlukta haber verdiğini söyleyip, seçimin bitiminden 15 dk. sonra, "Sistem çöktü, oyları çaldırdık." şeklinde yapılan açıklama sizce de, hafıza melekelerinde -hadi sokak jargonu ile söyleyelim- "harbi" bir "şaibe"olduğunun kanıtı değil mi?

Erememiş Erdem’in  Türk Meclisi'nde mi yoksa Rus Parlementosu'nda mı veya İran Senatosu'nda mı milletvekili olduğu konusuna hiç girmeyeceğim. -o konu hattı zâtında öyle karmaşık ki girince çıkamıyoruz-

Son olarak;

Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan'ın referandum sonuçları için, "Her türlü zorbalığa rağmen, bu ülkenin yarısı cesur ve namuslu ya" yorumu da Bilgehan’ın "namus" anlayışının "şaibeli" olduğunu göstermez mi?

Yazının başında dediğim gibi, siz bakmayın şimdi "şaibe" ile yatıp, "şaibe" ile kalkmalarına. İşte burada belirtilen bazı örneklerle bile, CHP’nin ‘Şaibe’ kelimesini bile "şaibeli" hâle getirebilmiş olmasının somutlaşmış halidir.

Peki bu şaibe yumağında, Kılıçdaroğlu nerede duruyor, CHP bundan sonra ne olur diye soracak olursanız onu da hemen söyleyeyim.

CHP, CŞP olabilir.

Kılıçdaroğlu da olsa olsa Şaibe Kolları Başkanı olur.

O da en fazla kasetle…

cemilsenusa@gmail.com