(Bu bir gerçek hikayedir)
 
     1973 yılı .Edirne 2 ci hudut taburunda askerlik görevimi yapıyorum.Henüz kıbrıs savaşı olmamış.Bölük komutanım -Taburumuza bağlı Pazar Kule sınır kapısındaki bölüğün bazı inşaat işleri var.Yanına gerektiği kadar asker al ve o işi hallet .Diye emir verdi.  
    Komutanıma önce oradaki işi bakayım sonra buradan gerektiği kadar arkadaş götürürüm dedim.Kabul etti.
    Üç gün sonra işe başladık .Önce tümene bağlı ceza evindeki koğuşların tamiri işini halletmemiz gerekiyordu.
      Askerlikte herkes bir birini görünce karşıdakinin seceresini öğrenmek ister ya.Fakat bu sefer konuşacağımız  cezalı bir askerler vardı.Kimi kavga etmiş,kimi izinden geç gelmiş filan filan  .Şimdi ise karşımda cezalı bir kahraman vardı.Polat lılı er Cafer.Yanında devamlı -Yaktın beni Cafer diyen Mustafa.
     Diyeceksiniz hem kahraman hem ceza evinde.Mustafa niye yanmış?
     Olay rutin gece nöbetinde başlıyor.Meriç tren köprüsünün tam orta verinde beyaza boyanmış bir çizgi vardır.Yunan ve Türk askerleri o çizgiye kadar gelir geri dönerler.Kimse bir adım ileri geçemez.Aksi takdirde sınır ihlali olur.
      Uzun süre orada askerlik yapan Yunan ve Türk askerleri arasında bir samimiyet oluşur.Azda olsa  bir birlerinin dillerini de birazcık öğrenirler.Mesela iyi akşamlar ,günaydın ı karşı tarafın dillerinden söylemek her iki tarafında hoşuna gider.
      Polatlı lı Cafer  (Yunanın adını hatırlayamadım Yorgo diyelim)Yorgo ile defalarca aynı yerde nöbet tutarak ahbap olmuş.Bu gece Bir -Üç nöbetinde yanyanalar.
     Yorgo-Cafer tüfeğin çok güzel nere yapımı?
     Cafer-Ayıbettin yorgo halis malis Türk yapımı kırıkkale.
     Yorga-Çok merak ettim bir bakabilirmiğim.
     Cafer arkadaş olduğu Yorgoya tüfeği gururlanarak verir vermez Yorgo kaçmaya başlar.Gecenin karanlığında kaybolur.Caver şaşkın ! Başlar uzun uzun düdük çalmaya.Nöbetci çavuş bir manga silahlı askerle gelir.Ama yapacak bir şey yok.Çavuş nöbeti başka askere devreder .Cafer alır giderler.
      Bölük komutanına heber verilir.Saat gecenin üçü.
      Cafer bölük komutanının karşısında titireiyerek olayı anlatır.Tabii ikide esaslı tokat yer.
       Cafer in en çok zoruna giden komutanın Atatürk,ün resmini göstererek.
       -Utan ! Atatürk ün askeri yunan ın oyununa geliyor .Sözü oluyor.
       Cafer i tek kişilik bir odaya hapsediyorlar.Çorlu da mahkemeğe çıkacağı günü beklerken Odasının nibetcisi bu sefer hemşerisi Mustafa. Kapıdaki delikte uzun bir muhabbete başlıyorlar.Zaten Mustafa da bölük arkadaşlarının (Sizden ancak Cafer gibi salak çıkar )alaylı laflarından  bıkmış ki Cafer e kalan bir buçuk saat için izin veriyor.
      Cafer köprünün altındaki çapraz demirlere tutunarak Yanan tarafına geçiyor.Onların koğuşundan altı adet tüfeği alıp koğuşa geliyor.Hemşerisi hiç bir şey yokmuş gibi nöbeti diğer arkadaşına devrediyor.
      Sabah ceza evi koğuşlarını denetlemeğe gelen bölük komutanına Cafer olayları anlatmadan -
        -Komutanım ben Atatürk ün askeriyim.Bir tüfeğe karşı altı tüfek getirdim.
        Komutan bir an şokta.Önce Caferi alnından öpüyor.Sonrada güzelce  dövüyor.
        Cafer bir ara -Komutanım hem öptün hemde dövüyorsun.
                                 -Öptüm kahramalığın için.Dövüyorum kanunları çiğnediğin için.
          Cafer ve Mustafa yı arkadaşları kahraman ilan etmişler ama ikisinide askerliği yanmış ve bir yıl daha yatıp yeniden askerliğe başlayacaklar Pazar kule askeri ceza evinde.
         O zamanlar tüm Türk ler Atatürk ün askeri olmaktan gurur duyarladı.
 
Ahmet Şenel  6 Nisan 2017