ZEYTİN Dalı operasyonu önümüzdeki birkaç haftada, hatta birkaç ayda bile bitmeyecek.

Harekât ilerledikçe daha büyük zorlukların üstesinden gelmek de gerekecek.

İlker Başbuğ’a göre, Zeytin Dalı operasyonu önceki Fırat Kalkanı’ndan “çok daha zor” şartlarda başarılacak.

Zeytin Dalı operasyonunda, dün itibarıyla, Hatay ve Gaziantep sınırının 7-8 km ötesinde 7 tepe ele geçirilmiş bulunuyor. Bunların birleşmesi ve yenilerin kazanılmasıyla, Afrin şehrini kuşatan güvenli şerit oluşturulacak.

Başbakan Yıldırım bunu “130 km uzunluğunda 25-30 km derinliğinde güvenli şerit” diyerek tanımladı.

Bu tamamlandıktan sonra YPG’nin asıl yığınak yaptığı Afrin şehrine sıra gelecek, yani ikinci aşama...

AFRİN ŞEHRİ

Fırat Kalkanı harekâtı nispeten düz bir arazide 145 günde tamamlanmış ve DAİŞ’in elindeki El Bab kontrol altına alınmıştı.

Şimdi Zeytin Dalı daha engebeli, görece dağlık ve ormanlık bir arazide cereyan ediyor. Onun için ilk hedef tepeleri ele geçirmek oldu.

Büyük ölçüde tahrip edilmiş ve nüfusu DAİŞ’ten kaçmış El Bab’ın aksine, Afrin merkezi daha bir “şehir”dir. 200 bin sanılan nüfusunun ne kadarının şehri terk ettiği bilinmiyor.

YPG’nin Afrin’de 8 bin militanının olduğu, sivil halkı kalkan olarak kullandığı yolunda haberler var.

Şehir savaşı zordur; kırsal alandaki terör mevzileri gibi rahatça bombalayamazsınız. Her sokakta her bina olası terör tuzağıdır.

Aceleyle şehre girmek çok kayıp vermeye sebep olur, onun için operasyon hızla değil, dikkatle yürütülüyor.

Hele de Membiç’te olası operasyonun daha zor olacağını askeri uzmanlar söylüyor.

PROPAGANDA VE TANITIM

Bu noktada siyaset, diplomasi ve propaganda askeri harekât kadar önem kazanıyor.

Özellikle operasyon uzadıkça “direnişçi seküler Kürt gençleri” propagandası, çatışmaların ister istemez yol açacağı yıkım ve ölüm fotoğrafları eşliğinde dünyaya servis edilecektir.

Kobani’de YPG bu propaganda konusunda tecrübe kazanmıştı.

Buna karşı Türkiye’nin operasyonda sivillere zarar vermemek için gösterdiği dikkatin sürekli anlatılması, örneklerle ortaya konulması son derece önemlidir.

Diğer son derece önemli bir husus da Fırat Kalkanı’nın ardından Türkiye’nin başta Cerablus olmak üzere operasyon alanındaki yerleşimlere götürdüğü sağlık, eğitim ve imar hizmetlerinin tanıtılmasıdır.

Avrupa göçmenden korkuyor değil mi? Türkiye operasyon alanını genişlettikçe yine Cerablus örneğiyle göçmenlerin yurtlarına döneceğini de hemen her saniye tekrarlamak lazımdır.

DEMOKRATİK VE İNSANİ

Bunu kendi medyamızın yapması elbette gereklidir ve önemlidir ama asıl dışarıda yapmak lazım. Tabii bunun için Türkiye’nin özellikle Batı’da siyasi ve sivil çevrelerle iyi diyaloğa sahip olması gerekir.

Yabancı basın içinde kötü niyetliler olabilir ama “gazeteci” etiğine sahip olanlar da vardır; gelip operasyon alanlarında gerçekleri görmelerine yardımcı olmak lazımdır.

Ve tabii, PKK-YPG’nin totaliter yönünü anlatmak ve dünyaya seslenirken demokratik ve insani kavramlarla konuşmak fevkalade önemli bir ihtiyaçtır.

Batı kamuoyunu ve kurumlarını bütünüyle ikna etmek mümkün değil, gerekli de değil. Samimi demokratlarla, gerçeği önyargısız görmek isteyenlerle iletişim kurmak zor değildir, ihmal edilebilir de değildir.

Niye Batı diyorum; çünkü onların etki katsayısı fazla olduğu gibi, demokratik ve insani kavramlarla seslenerek etkileyeceğimiz neresi var? Rusya mı, Ortadoğu mu?

Son olarak bu konu tam bir milli meseledir ve hiçbir şekilde iç politika malzemesi yapılmayarak Türkiye’nin tam birlik halinde hareket ettiği dünyaya gösterilmelidir.

TÜRK’ÜN ATEŞLE İMTİHANI

CNN Türk’te yayınlanan 12 bölümlük “Türk’ün Ateşle İmtihanı” belgeseli 3 DVD takımı halinde yayınlandı. Okurlarımın bilgisine sunuyorum. Savaş sırasında bile siyaset ve diplomasinin askeri stratejiler kadar önemli olduğunu görmek bakımından bu belgeselin yararlı olacağına inanıyorum.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/sehir-savasi-40723044