IAcademy Motion Picture bünyesinde Türkiye’den SİVAS ve Fildişi Sahilleri’nden RUN Oscar aday aday filmlerinin gösterimi ve oylaması yapıldı. Oylamayı yapanlardan biri de Akademi’nin saygın ve köklü üyelerinden ve aynı zamanda benim hocam olan Hollywood’un ünlü görüntü yönetmenlerinden ısidoreMankofsky idi. Hollywood film sektöründe tanıdiğım ve bana desteğini esirgemeyen saygın insanlardan biri. Ben onun davetlisiydim. Bunun yanında yönetmen Martin Scorsese, görüntü yönetmeni Roger Deakins, Yönetmen Mark Atkins, Oscar sahibi Titanic, Avatar, Harry Potter vb birçok filme imza atan görsel efekt sanatçısı Robert Legato ve Atkinson Williams gibi bana büyük emekleri dokunmuş daha bunun gibi birçok saygın insanı sayabilirim. Bunlardan aldığım tecrübe cesareti ile Sivas filmi hakkındaki fikirlerimi söylemek istiyorum.

Bu samimi bir eleştiri. Vatan ve milletini seven bir yönetmen olarak bu konuda kendi fikirlerimi yazmak istiyorum. Bizim ülkemizin bağrından gelen bir fimi desteklemek elbette görevimiz. Hollywood fimleriyle karşılaştırıp eleştirmek yanlış olur tabi. Avrupa’da o kadar ödül alan bir filmi doğal olarak merak ediyordum. Önce Academy üyeleri ile yemek servisi ve biraz sohbet oldu sonra filmleri izlemek üzere gösterim salonuna geçtik. Büyük bir heyecanla bekliyordum. Sivas filmi ile başladık. 

Ben olaya Hollywood’daki bir film sanatı gözlemcisi gözüylebaktım. İlk 10 dakika heyecanla izledim. Biraz umutluydum fakat vakit geçtikçe filmle olan iletişim salonda kesilmeye başladı. Salondaki Academy üyelerinde de bunu hissettim. Teknik olarak çok daha iyi olabilirdi. ışık ve kamera kadrajları ve hareketleri zayıf kalmış. Çok yersiz kamera hareketleri vardı. Filmin tamamı ‘handheld’ çekilmiş fakat kamera kadrajlarina hiç dikkat edilmemiş, genel olarak oyuncular çoğunlukla arkadan çekilmiş. ışığa gelince nerdeyse hiç ışık kullanılmamış gibi. Ya da görüntü yönetmeni ışığı iyi kullanmamış. Lütfen beni yanlış anlamayın ben de Hollywood’un göbeğinde gurur duyacağımız bir filmimizin olmasını çok isterdim. Dünya sinemasına büyük adımlar atmamamız için hiçbir sebep yok.

Samimicesöyleyebilirim ki, inşallah Sivas kazanan film olur. Fakat eğri oturup doğru konuşmak lazım. Oscar’da Türkiye’yi temsil edecek daha iyi bir film olabilirdi. Filmde küçük çocuk rolünü iyi yapmış, tebrik etmek lazım. Köpek kavgalarının hayvansever seyircide çok ters teptiğini gördüm. Birincisi Türkiye çok kötü gösterilmiş, sanki üçüncü dünya ülkesi gibi. Küçük çocukla abisinin arasındaki saygı sevgi çok alakasizca gösterilmiş.Doğrusu Anadolu kültüründe küçüklerin büyüklere karşı saygı sınırı vardır. Filmde yersiz argo kelimeler kullanılmış, diyaloglar çok daha iyi olabilirdi. Türkiye insanlarının hayvan sevgisinin ne kadar kötü olduğu, hayvanlara hiç değer verilmediği gibi alakasız bir imaj verilmiş. Özellikle Anadolu’nun küçük bir köyündeki aile bağları çok zayıf gösterilmiş, Oysa aile bağları çok sıkıdır. Kamerada master shots, orta shots ve yakın shot, geniş shots, karşılıklı kamera kadrajlari daha iyi olabilirdi. Yönetmen belgesel ve film arasında kararsız kalmış gibi. Daha çok, basit yakın ve master shot bir kadrajla geçiştirilmiş. Teknik konular göz ardı edilmiş. Sanırım bu Türkiye’de filmcilerde bir hastalık haline gelmiş. Sanat olgusu çok garip bir şekilde algilanılmış. Oysa sanat filminde de olsa sadece hikaye önemli değil, bunun yanında; yönetmenlik, ses, ışık, set dizaynı, aktörler ve lokasyonlar, yani her şey önemlidir. Bir tane geniş kamera kadrajıyla işin biteceğini sanıyorlar. Halbuki eğer o sahnedeki hikayeye öyle gerekiyorsa ona göre ayarlanmali. Yani hikaye ve sahnenin durumuna göre kamera hareketleri kullanılmalı. Filmin tümünü aynı kamera hareketleriyle çekemezsiniz, çok iyi bir sebebinizin olması gerekiyor. Eğer bunun için bir sebebiniz varsa o zaman başarılıolursunuz, Yani o sahnenin adabına göre kamera hareketleri devreye girer. Bu konuda handheld kullanarak başarılı olmuş en iyi örnek yabancı filmlerden biri 2013 En iyi yabancı film Oscar’ı kazanan, Asghar Farhadi`nin yönetmenliğini üstlendiği İran Filmi Separation`dir. İşin acayip tarafı uluslararası ödüller alan Türk filmlerinin hemen hepsinde bir detay dikkatimi çekti. Hep Türkiye’yi karalayan, Türkiye’nin geri kalmış, insanların genelde çirkin, çaresiz, saygısız olduğu, ülke yönetimine de karşıt filmler ödül alıyor. Tabii ki sanat özgür bir iradeyle işlenmeli ama her şeyin de bir adabı olmalı. Çünkü sinemanın gücü o kadar etkilidir ki gösterdiğiniz imaj tamamen hafızalarda öyle kalıyor. O yüzden gerçekleri çekersiniz ama ülkemizin imajını da düşünmemizlazım diye düşünüyorum. Akademi üyelerinin genelde konuştuğu film, Fransa’yi Oscar’da aday adayı olarak temsil eden ve yönetmenin ve oyuncuların da Türk olduğu Mustang filmi oldu. Malesef Sivas filmi için üzülerek söylüyorum ki gurur duyduğum bir film değildi. Keşke teknik konulara önem verilseydi. Fakat Mustang filmi Oscar’i kazanmaz ama aday olacak ilk 9 filmden biri diyebilirim. Bu da güzel bir başarıdır. Ama Sivas filmini Oscar`a gönderenlerin görevlerini iyi yaptıklarını düşünmüyorum. İnşallah gelecekte daha iyi filmler ve Oscar ödülleriyle döneriz. Sivas filminin yönetmeni kardeşimizi tebrik eder, Oscar’da ve daha iyi fimlerle başarısını görmek isteriz. Tekrar başarılar dilerim. Sürç-i lisan ettiysek affola.

https://scontent-lax3-1.xx.fbcdn.net/hphotos-xpa1/t31.0-8/1403144_10202386732848393_788345750_o.jpg

Tekin Girgin was born in Agri, Turkey Film Director, Production Designer and Artist in Hollywood. He was the winner of 2012 Santa Barbara 10-10-10 International Film Festival for Best Director. For more info:

http://www.imdb.com/name/nm4540485/