Ali Fuat Yilmaz PhD.
Aerospace and Mechanical Engineer
President
Ankara University Development Foundation of America&Canada 

626 yıllık Osmanlı imparatorluğu'nu sona erdiren 1 Kasım 1922 günlü,308 nolu TBMM kararı,Ulusal Kurtuluş Savaşı kazanımın Mustafa Kemal anlayışı doğrultusundaki en önemli dönemeçlerinden biridir. Yalnız topraklarımızı işgal güçlerinden kurtarmayı değil,başta her alanda tam bağımsızlık olmak üzere özgürlük, ulusal egemenlik,uygarlık ve çağdaşlığı kapsayan Türkiye Aydınlaması'nı sağlayarak insanlığın tüm gereklerine ve olanaklarına kavuşmayı amaçlayan Anadolu İhtilalı'nın bayrağı, 22 Haziran 1919 günlü Amasya Genelgesiyle açılmıştır.

 "Millet"kavramının dinsel topluluklar için kullanıldığı, günümüzdeki ve yabancı ülkelerdeki yapısıyla hiç ilgisi olmayan ümmet düzenini anlattığı bir ortamda Mustafa Kemal, her sözcüğünü kendisinin yazdığı Genelge'de 'Bu milletin istiklalini yine bu milletin azim ve kararı kurtaracaktır." diyerek ulusal varlığımızı ortaya koymuştur. Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra Heyeti Temsiliye Başkanı olarak Ankara'ya taşıdığı çalışmalarını, 23 Nisan 1923'de TBMM'nı açarak başarıyla kurumsallaştırmıştı. Yarın 96.yıldönümünü kutlayacağımız Amasya Genelgesi'nin kurtuluş için izlenecek yolun çizelgesi ve ana ilkelerinin kaynağı olmak yönüyle Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir yeri vardır. Ulusla birlikte ve hukuk içinde kalma özeniyle sağlanan sonuç, günümüzdeki olumsuzluklarla karşılaştırılırsa Mustafa Kemal ve arkadaşlarının büyüklüğü bir kez daha anlaşılır. Bu bağlamda Mustafa Kemal'le Samsun'a çıkan kahramanları, Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendi ile Sultan Beyazıt Camii Vaizi Abdurahman Kamil Efendi'yi saygıyla anıyoruz.

Birlikte yaşadığımız, bizim kadar, bizden öncesiyle de bu topraklarda yaşayan azınlıklara karşı kötü davranışlar bir yana yazar ve sanatçılarımızı dışlayan, küstürmeye çalışan olumsuzlukları kınıyoruz. Yurttan kaçırılan, öldürülen, siyasal düşünceleri nedeniyle ceza evlerinde karanlığa terk edilenleri 6-7 Eylül İstanbul olaylarını düşünmek ayrımcılığın ve bozgunculuğun boyutlarını hepimize anlatır. Günümüzde kimi soruşturma ve kovuşturmalarla gelinen nokta toplumsal barışın,ulusal dayanışmanın dinsel ve ırksal kışkırtmalarla bölücülüğü dönüşmesidir.

Yazımızın başlığı Orhan Saik Gökyay'in şiirini anımsatabilir. Kanlarıyla canlarıyla bu toprakları bize emanet eden insanları hangi soydan ve boydan olursa olsun unutmamız olanaksızdır. Barışçı, birleştirici olarak varlığımızı esenlik içinde sürdürmek varken,vatanın hepimizin yuvası olduğu bilinciyle kardeşçe yaşamanın mutluluğunu ve onurunu duyacakken çağdışı düşünceler, ilkel amaçlarla kıyımlara sürüklenmenin ,acılarla kavrulmanın anlamsızlığı açıktır. Bu vatan (yurt) hepimizindir. İktidarın "dindar yetiştirmek" çabasından çok barış içinde insanca yaşamaya öncelik ve ağırlık vermesini,Ulusal Kurtuluş savaşı birlikteliğini örnek göstererek bir kez daha vurguluyoruz. Bugün ayrıca ,2525 no,lu Soyadı Yasası'nın kabul edilişinin 79. yıldönümüdür. Kurtarıcı ve kurucu büyüklerimizle seçkin yöneticilere ve kahraman cumhuriyetçilere verilen adların değerini bilerek anıları önünde saygıyla eğiliyor,yurttaşlık kimliğimizin bu hukuksal dayanağının yıldönümünde, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığının onurunu paylaşan herkesi kutluyorum. Vicdan değerinin özgünlüğünü, önemini vurgulayan bir değinmedir... Vicdani olmayanın inancı olur mu?

Turkishny Haber yayın kuruluna emeği geçen mensuplarına çok teşekkür ediyorum.