“Sürdürülebilir Barış ve Güvenlik Konularında Kadın”

“Terörizm ve kadın” bu yıl çok sık bir araya gelen iki kelime oldu. İki yönüyle gündemdeydi: Terörist gruplara katılan kadınların varlığı ve terörist gruplarca zarar verilen kadınların durumu. Son yıllarda çocukların ve kadınların hedef alınması ile kitle psikolojisini etkilemek üzere yapılan saldırılar giderek artmakta. Buna parallel olarak konuya dönük uluslararası çalışmalar da artmaktadır.

Konunun kadınlar açısından ne ifade ettiğine geçmeden önce, kriterleri açısından karışıklık bulunmakta ise de son yıllarda terörizm yüzünden dünyada durumun nasıl olduğu ve hangi ülkelerde arttığı vs verileri gözlemleyebileceğimiz bir rapora atıfta bulunmakta fayda var. Merkezi Avusturalya’da bulunan Ekonomi ve Barış Enstitüsü’nün yayımladığı rapora göre, 2013’te terör saldırıları nedeniyle tüm dünyada 17 bin 958 kişi yaşamını kaybetmiş durumda. Aynı enstitünün önceki yıllarda hazırlamış olduğu rapora göre, 2002-2011 döneminde dünya genelinde 104 bin terör saldırısı düzenlenmiş terör saldırılarında 2011'de ise 7 bin 500 kişi hayatını kaybetmişti. 2013 indexinde terör nedeniyle ölümlerin Irak, Afganistan, Pakistan, Nijerya ve Suriye’de gerçekleşmiş olması dikkat çekmektedir. Bu çerçevede terörün coğrafi dağılım, eylem şekli ve istatistikler için aşağıda ilk 10 sırasını aldığım indekse ve bütün listeye bakılabilir. Türkiye’nin 5.98 GTI ile 162 ülke arasında 17. sırada yer almaktadır.

(http://www.visionofhumanity.org/#page/indexes/terrorism-index/2013)

 

Country

Score

1

Iraq

10

2

Afghanistan

9.39

3

Pakistan

9.37

4

Nigeria

8.58

5

Syria

8.12

6

India

7.86

7

Somalia

7.41

8

Yemen

7.31

9

Philippines

7.29

10

Thailand

7.19

 

 

 

INDEXES - GLOBAL TERRORISM INDEX

Raporla ilgili analizden ziyade burada dikkat çekmek istediğim bir konu terörizm ve kadın konusuna dikkat çekmek olacaktır. Son yıllarda terörizmin ve radikalleşmenin kitlelere ulaşma ve etkileme konusunda iletişim teknolojilerini kullanmaları kadınlar üzerinde etkili olmakta ve taraftar edinmelerine yol açmaktadır.

Cinsiyet konusu, güvenlik konularında yeterince araştırılmamış bir boyutudur, bu durum hem sürdürülebilir barış ve güvenlik koşulları için hem dünya genelinde kadın hakları için küresel bir sorun teşkil etmektedir. Son zamanlarda bu boşluğu gidermek amacıyla çalışmaların hız kazandığı görülmekte ve bunun zorunluluğu da giderek daha fazla artmaktadır. İlgili politikalarının etkin olabilmesi için ancak kadınları da bu politikaları geliştirme, gerçekleştirme ve değerlendirme aşamalarının her evresine dahil edildikleri takdirde mümkün olabileceği düşünülmektedir.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Terörle Mücadele Küresel Forumu (TMKF)’nun Çalışmaları

AGIT’in çalışma başlıklarından birisi terörizmle mücadeledir. AGIT Sekreteryası’nın kadınları terörizmin karşısında durmaya teşvik etme yönündeki ortak çabaları, güvenlik, toplumsal cinsiyet ve insan hakları alanlarında karşılıklı deneyimlerin aktarılması, doğru uygulamaların paylaşılması, karşısında kadınların rolünün pekiştirilmesi ve kadınların güçlendirilmesine olanak sağlanmasının yollarının formüle edilmesi amacıyla düzenlenen toplantılar şeklinde çalışmalar yapılmakta, 32 katılımcı devlet ve işbirliği ortaklarının temsilcileri, sivil toplum ve akademi çevrelerinden gelen katılımcılar katkı vermektedir. “Women and Terrorist Radicalization: Final Report” adıyla Mart 2013’de yayınladığı raporda 2011-2012 yıllarında konuya dair yapılmış çalıştayların sonuçlarını ele alınmıştır. Mart 2014’te “Preventing Terrorism and Countering Violent Extremism and Radicalization that Lead to Terrorism: A Community-Policing Approach” adıyla bir rehber kitap niteliğinde yayını gerçekleştirilmiştir. Konuya dair çalışmaların bir kısmı Terörle Mücadele Küresel Forumu (TMKF) ile birlikte yapılmaktadır.

22 Eylül 2011 tarihinde ABD ve Türkiye eş başkanlığında New York’ta kurulmuş olan Terörle Mücadele Küresel Forumu (TMKF) konuya ilişkin çalışmalar yürütmekte olup,ABD ve Türkiye forum kurulduğundan beri formun eş başkanlığını yürütmekte olup bu göreve 2015 yılına kadar devam edeceklerdir. TMKF’nin dört çalışma grubundan birisi, Şiddet içeren Aşırılıklarla Mücadele Çalışma Grubudur. 27 Eylül 2013 tarihinde forumun ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun eş başkanlıklarını yaptığı toplantıda, “şiddete varan aşırıcılıkla mücadele” için devlet ve özel sektörün katkılarıyla oluşturulacak 200 milyon dolarlık bir fonun şiddete varan aşırıcılıkla mücadele eden, alanda çalışan sivil toplum örgütleri ve devlet kurumlarının kullanımına sunulacağı da deklare edilmişti. 24 Eylül 2014 tarihinde de Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, New York’ta “Şiddet İçeren Aşırılıklara” ilişkin bir karar almıştı. TMKF’nin kuruluşundan günümüze kadar gerçekleştirdiklerine baktığımızda bu girişimin işlevi ve hedefleri daha iyi anlaşılabilir. Nitekim terörizmle mücadele için 230 milyon Amerikan Doları kadar bir kaynağın kullanılmasını sağladığı, Abu Dabi’de Hedayah adında “Şiddet İçeren Aşırılıklara” karşı çalışmak üzere bir merkez kurulduğunu anlamaktayız.

(https://www.thegctf.org/web/guest/home,https://www.thegctf.org/web/guest/focusareas;jsessionid=2A0D370FA010B9DE43F8CE06B678D941.w142, http://www.hedayah.ae) (http://hedayah.ae/pdf/cve-research-brief-2.pdf, http://hedayah.ae/pdf/cve-research-conference-2014-agenda.pdf)

Beşinci Terörle Mücadele Küresel Forumu Dünya ve Türkiye kamuoyunun gündeminde dikkat çekmişti ve  bunun temel nedeni Irak ve Suriye’de IŞİD’ın yarattığı terör ve burada bulunan “Yabancı Terörist Savaşçılar” konusuydu. Kurucu üyelerin tamamının katıldığı toplantı, bir gün sonra BM Güvenlik Konseyinde kabul edilen “Yabancı Terörist Savaşçılar” konusundaki 2178 sayılı karara da temel oluşturmuştur. TMKF, 2014 yılında yabancı savaşçılar konusunda Hollanda, Fas ve Birleşik Arap Emirliklerinde toplantılar düzenlemişti.

AGIT Sekreterliği ile Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi, Ulusaşırı Tehditler Departmanı /Terörizm karşıtı Eylem Birimi ve Toplumsal Cinsiyet Şubesi, Terör Faaliyetlerinin Arkasındaki Dinamikleri Anlama ve Önlemenin Yollarını Saptama,  Terörizme Yol açan Şiddete-dayalı Aşırıcılık ve Radikalleşmeye karşı Kadınların rolü ve etkinliği üzerine 2011 ve 2012’de uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen toplantılar ve son toplantılar yoluyla kadınları terörizmin karşısında durmaya teşvik etme yönündeki ortak çabalarla başlamıştır. (Women and Terrorist Radicalization Final Report, The Role and Empowerment of Women in Countering Violent Extremism and Radicalization that Lead to Terrorism Vienna, 12 and 13 March 2012 http://www.osce.org/atu/99919?download=true)

2014 yılında İstanbul'da düzenlenen bir çalıştayda terörizme yol açan şiddet içeren aşırılık ve radikalleşmeyle mücadele konusu ele alınmıştı. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT)-Terörizmle Mücadele Küresel Forumu (TMKF) ile işbirliği ile yapılan çalıştayda, bu alanda bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesinin öneminin vurgulanarak, terörizmle mücadelenin bütüncül bir yaklaşımı gerektirdiği, bu yöndeki çabanın aynı zamanda teröristlerin ve aşırılık yanlılarının propaganda, sembolizm ve görüntüler yoluyla başta kadınlar olmak üzere üye toplamalarıyla mücadeleyi de içermesi gerektiğini, bu tehdide etkin karşılık verebilmek amacıyla bu alanda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu ve kadının güçlendirilmesinin çabaların merkezinde yer almasının gerekliliği ifade edilmiştir. (https://www.thegctf.org/documents/10295/125143/Report_+OSCEGCTF+Istanbul+Workshop_women+and+CVE.pdf) Aynı konudaki toplantının 2. aşaması Viyana’da yapılmıştı.

Toplantılar güvenlik, toplumsal cinsiyet ve insan hakları alanlarında karşılıklı deneyimlerin aktarılması, doğru uygulamaların paylaşılması, kadınların rolünün pekiştirilmesi ve kadınların güçlendirilmesine olanak sağlanması yollarının formüle edilmesi amacıyla yapılmakta ve terörist gruplara artan katılım konusu da değerlendirilmektedir. Sözkonusu toplantı sonuçları ifade etmektedir ki; Dünyada terörizmle-mücadele politikaları ve önlemleri çoğunlukla geleneksel cinsiyet eşitsizliğini destekler mahiyettedir. Şiddete-dayalı aşrıcılık ve terörist radikalleşmenin esasen yalnızca erkekleri ilgilendiren bir mesele olduğu yanlış inancının etrafında şekillenmektedirler. Toplantı sonuçlarının vurguladığı diğer konu, BM Güvenlik Konseyi’nin Kadınlar, Barış ve Güvenlikle (BMGKK) ilgili 1325 numaralı kararlarının, çatışmanın önlenmesi ve eylemlerle bağlantılı çatışmalar etrafında odaklanmış toplumsal cinsiyet alanıyla ilgili olduğunun bilincinde olmanın önemidir. “Çatışma” dördüncü Cenevre Sözleşmesi ve Ek Protokoller’de yasal olarak tanımlanıyor olmasına karşın, “terörizm” yasal olarak tanımı olmayan ama sözleşmelerde ve BM kararlarında misliyle konu edilen farklı bir kavram durumundadır. 1325 nolu karar çerçevesinde toplumsal cinsiyet metodları her ikisinde geçerli sayılarak bu iki alan biribirine karıştırılmamalıdır. Ama yine de, eylemlerle bağlantılı çatışmada toplumsal cinsiyet eşitliği konularından dersler çıkarılabilir. (http://www.osce.org/atu/99919?download=true, http://www.osce.org/secretariat/125727, Permanent Council Decision No. 638 - 2004 OSCE Action Plan for the Promotion of Gender Equality)

Terörizmle mücadelede kadınların rolünün artırılması için BM Güvenlik Konseyi bünyesinde kabul edilen kararlara atıfta bulunulmakta; 2004 tarihli AGİT Cinsiyet Eşitliği için Eylem Planında esasen Terörizme yol açan şiddete dayalı aşırıcılık ve radikalleşmeye karşı (VERLT) ile mücadelede kadının rolüne yer verildiğine, öte yandan, Nisan 2014'te Interlaken’da düzenlenen terörizm konferansında da bu konunun ele alındığına ve gerekli derslerin çıkarıldığına (http://www.osce.org/cio/110279), esasen kadınların terörizmle mücadele stratejilerinin oluşturulmasında rol oynaması gerektiğine de yer verilmiştir.13-14 Mayıs 2014 tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen çalıştay sonunda kabul edilen tavsiyelerde, BMGK kararlarına atıfta bulunularak, esasen VERLT ile mücadelede kadının rolünün uluslararası belgelerde yer bulduğunu, sıranın bu belgeleri hayata geçirmeye geldiği vurgulanmıştır. (https://www.thegctf.org/documents/10295/125143/Report_+OSCE-GCTF+Istanbul+Workshop_women+and+CVE.pdf,http://www.osce.org/secretariat/118703?download=true)

Viyana’da yapılan Çalıştayda "key-note speaker" olarak katılan ABD Dışişleri Bakanlığında Güney ve Orta Asya İşlerinden sorumlu Bakan Yardımcı Vekili Eileen O'Connor yaptığı konuşmada, 11 Eylül saldırılarından bu yana, terörizm tehdidinin Afganistan'da merkeziyetçi El Kaide tehdidinden, küresel düzlemde dağınık şekilde var olan EI Kaide bağlantılı örgütlere ve aşırılık yanlılarına doğru evrildiğini,  teknoloj ve küreselleşmenin bir sonucu olan yabancı terörist savaşçıların yalnızca bir ülke, bölge ya da çıkarı değil, tüm dünyayı tehdit ettiğini, bu tehdide ancak ortak eylem ve bütüncül girişimlerle yanıt verilebileceğini vurgulayarak, BMGK ve TMKF bünyesinde yabancı terörist savaşçılar olgusuna ilişkin olarak kaydedilen gelişmelere atıfta bulunmaktadır. O'Connor, AGİT’ in kapsamlı güvenlik anlayışı çerçevesinde bu tehdide ve kadınların rolüne ilişkin olarak yalnızca askeri değil, diğer alanları da kapsayan bir yanıt aranabileceğini belirtmiş, kadınların şiddet içeren aşırıcılıkla mücadelede olumlu etki etme gücü bulunduğuna değinerek, çalıştayda “Şiddet içeren Aşırıcılıkla Mücadelede Çok Sektörlü Yaklaşım için İyi Uygulamalar Hakkında Ankara Memorandumuna” katkı sağlayacak tavsiyelerin ortaya çıkmasını beklediklerini de ifade etmiştir. (http://osce.usmission.gov/oct_21_14_verlt.html, http://www.osce.org/secretariat/125701)

VERLT ile mücadelede kadınların rolüne ilişkin çabaların farklı sektörleri kesiştirecek şekilde gösterilmesinin gerektiği, kadınların radikalleşmesine ilişkin daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğu, bu tehdidi anlamak ve bertaraf etmek için kapasite artırımı çabalarına hem teknik hem de mali destek verilmesinin gerekliliği, kadınların terörist olarak radikalleşmesi ve bir araç olan internetin kullanımı konusunda ailelerinin farkındalığının arttırılmasının, şiddete varan aşırıcılıkla mücadelede "önleme ve müdahale etme" aşamasının önemi, genç nüfusu şiddet eylemlerinden caydırma yolunda çalışmalarda kadınların rolü, terörizmle mücadele programlarının başarısında kadınların toplumsal hayattaki rollerinin artırılması ve genç nüfusun eğitim ve donanımına yatırım yapılması yönünde çaba sarf edilmesinin katma değer sağlayacağı, kadınların gençler üzerindeki etkilerinin ortak paydayı teşkil ettiği, Şiddete-dayalı aşırıcılığın unsurları ve terörist radikalleşme süreçlerinin farklı kültürel, coğrafik, politik ve tarihsel koşullarda farklılıklar gösterebileceği, radikalleşmeye götüren faktörlerin neler olduğu, STK’ların en iyi uygulamalar ve deneyimlerden yola çıkarak uluslararası alanda eşgüdüm halinde şiddete varan aşırıcılıkla mücadelede kayda değer çalışmalar yürütebilecekleri, kadınların haklarının korunmasının terörizmin önlenmesi için bir ön koşul olduğunu gibi çeşitlikte konular söz konusu çalışmaların ana konularını oluşturmaktadır.

Terörizme yol açan şiddete dayalı aşırıcılık ve radikalleşmeye karşı  kadınların rolü üzerine yürütülen çalışmalar, önümüzdeki süreçte giderek daha fazla önem taşıyacak ve daha fazla araştırmalara konu olacaktır.