UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Toplantısı'nın ikincisi, 150 kişilik heyetle Antalya'da geçtiğimiz günlerde gerçekleşti.

195 üyesi olan UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Toplantı Açılışına Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanı Mustafa İsen, UNESCO Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Direktörü Saniye Gülser Corat, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. M. Öcal Oğuz, Kültür Turizm Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Haluk Dursun,  Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Ali Kemal Aydın, UNESCO nezdinde Türkiye Daimi Temsilcimiz Hüseyin Avni Botsalı, UNESCO Milli Komisyonu üyeleri katıldılar. UNESCO’nun insan haklarına ve süregelen barış ve sürdürülebilir kalkınmanın önemine ilişkin Genel Direktör Irina Bokova’nın Video Mesajında, Türkiye Milli Komitesi’nin UNESCO’nun 70. Yıl dönümünü kutlanacak olan 2015’e ve devamında yeni bir küresel sürdürülebilir kalkınma gündemi oluşacak olmasına dikkat çekildi.

 
Türkiye Milli Komite Üyesi olarak katıldığım toplantı hakkında bazı notlarımı paylaşmak isterim.

UNESCO Birleşmiş Milletler'in bir özel kurumu olarak, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, 1946 yılında kurulmuş bir yapı ve Türkiye, bu Yasayı imzalayan ilk yirmi devlet arasında yer almıştır. UNESCO Sözleşmesi’ni onaylamamızın ardından UNESCO kuruluş yasasının 7. maddesi gereğince UNESCO Genel Direktörlüğünün ülkemizdeki tek ve yasal temsilcisi niteliğinde olan UNESCO Türkiye Millî Komisyonu 1949 tarihinde faaliyete geçmiş bir yapıdır.

Ne tür bir görevi işlevi var Komisyonun ?

UNESCO eğitim, bilim ve kültür alanlarındaki amaçlarını, kendisine üye olan her devlette kurulan Milli Komisyonlarla gerçekleştirmeye çalışır. UNESCO Genel Sekreterliğinin iki yıllık programlarının uygulanması için gerekli bütün teknik çalışmaları yapmak, tedbirleri almak da görevleri arasındadır. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Stratejik hedefleri belirlenerek, uluslararası işbirliklerini geliştirmek, UNESCO kürsüleri, UNITWIN ağları, UNESCO klupleri ve ASPNet okulları, gibi işbirliği araçlarının oluşturulmasına teşvik edecek UNESCO vizyonu şemsiyesinde ulusal, bölgesel uluslararası işbirliklerini artırmak 2015 sonrası Binyıl Kalkınma Hedefleri çerçevesinde konuları ele almak, UNESCO'nun kapsamlı hedefi olan "sürdürülebilir kalkınma" nın sosyal, çevresel ve ekonomik boyutları hakkında ulusal farkındalık yaratacak çalışmalar yapmak, Kalıcı barışın tesisi yönünde küresel vatandaşlık teması oluşturmaya yönelik olarak kültürlerarası diyaloglara katkıda bulunmak gibi hedefleri bulunmaktadır.

Son yıllarda UNESCO’da ülkemiz ve Millî Komisyonumuz açısından elde edilen başarılar arasında;

*2013 yılında Dünya Miras Komitesine Sözleşme tarihinin en yüksek oyunu alarak seçilmemiz,

*Dünya Miras Listesine 2012 yılında Çatalhöyük Neolitik Sit Alanının girmesi,

*2013 yılında Geçici Listeye ilk Doğal Mirasımız olarak Tuz Gölü’nün girmesi,

*İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine 2012 yılında Mesir Macunu Festivalinin girmesi,

 *2013 yılında ise Türk Kahvesi Kültürü ve Geleneğinin miras listesine girmesi,

* 2013 yılında Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin Dünya Belleği Kütüğüne girmesi,

 *Türkiye tarihinde bir ilk olarak Küresel Jeopark Ağına Kula Kakaumene Yanık Ülke Jeoparkı’nın kabul edilmesi,

*5-20 Kasım 2013 tarihleri arasında gerçekleşen 37. Genel Konferansta, 2014 yılının Halide Edip Adıvar’ın Ölümümün 50., Matrakçı Nasuh’un Ölümünün 450., İsmail Bey Gaspıralı’nın Ölümünün 100., Türk İslam Eserleri Müzesinin Kuruluşunun 100. ve Abdülkadir Meragi’nin Makasidü’l-Elhan adlı eserinin yazılışının 600. Yıldönümlerinin UNESCO Anma ve Kutlama Yıldönümleri arasına alınmasını sıralayabiliriz.

Tuz Gölünün Türkiye’nin ilk Doğal Mirası olarak Geçici Listeye girmesiyle ilk olumlu sonucunu veren “Doğal Miras Alanları Geçici Listesine Öneri Sunma Çalıştayı”, 2013 yılına kadar 10 cilt yayımlanan Herkes İçin Eğitim (EFA) Raporlarının Türkçeye çevrilmesini sağlayan “UNESCO Herkes İçin Eğitim Raporları Değerlendirme Çalıştayı”, Dünya Belleği Ulusal Listesinin oluşumunu sağlayan “Dünya Belleğinde Türkiye Çalıştayı” ve Dünya Biyosfer Listesindeki Camili’den sonra yeni öneriler sunulmasına imkân sağlamayı amaçlayan “Yeni Biyosfer Rezervleri Belirleme Çalıştayı” uzun vadeli sonuçları açısından altı önemle çizilmesi gerekenler arasında göze çarpmaktadır.

UTMK’nın öncelikle 2014 ve 2015 yıllarını ve orta ve uzun vadede geleceği planlaması açısından 37. Ve 38. Genel Konferanslar ve kapsamındaki etkinlikleri önem taşımaktadır. Toplantıda, UTMK'nın kısa, orta ve uzun ve vadede neyin öncelemesi gerektiğine ilişkin katılımcıların görüşlerine başvuruldu.

Toplantının dikkat çekici bazı notları;

Bakan Avcı’nın, UNESCO’nun maddi beklentileriyle ilgili açıklama da yaparak, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun kendine ait bir yeri olması için bütçe kullanma kararında olunduğunu vurgulaması oldu.  Başkan Prof. Dr. Öcal Oğuz, toplantıya katılan kitlenin çok değerli nitelikli kişilerden oluştuğunu ifade ederek "Bu iki günlük çalışmayla çok değerli bir bilgi birikiminin kolay elde edilmiş olduğunu düşünüyorum. Umarım kolay yoldan elde edilmiş olma bilgiyi değersizleştirmez" ifadesi ile kitleden beklentisinin yüksekliğine de vurgu yapmış oldu.  Toplantıda, eğitim, kültür, sosyal ve beşeri bilimler, bilgi ve iletişim ile doğa bilimleri sektör panelleri gerçekleşti. UNESCO’nun dünya kültür mirasına eser sokmak dışında çok farklı farklı alanlarda çalışmaları bulunduğunun farkında olunmadığına da dikkat çekildi.

*161 ülkede 1007 dünya mirası, 779 kültürel, 197 doğal, 31 karma miras bulunduğunu,

*Dünyada 197 doğal miras alanı olduğunu, Camili Havzası doğal miras alanımızın önemini ve çok sesli yaşlılar korosunun bulunduğu bu güzel havzanın varlığını,

*Küre dağları doğal alanı, Köyceğiz Dalyan, Kazdağı, Kaçkar Dağları, Beyşehir Gölü ve Kızıldağ, Yıldız Dağları, Akseki-İbradi Ormanları, Çukurova Deltası doğal alanlarını,

*Miras alanı dosya hazırlama ve sürecin zorluğu, miras listesinin güvenirliği, koruma, kapasite oluşturma, kamu farkındalığı yaratma, yerel toplumla diyalog gibi unsurlar aranmakta olduğu,

*Bir doğal mirası kabul ettirmek, neden eşsiz olduğunu kanıtlamak ve üstün evrensel değerleri oluşturmak için koruma ve yönetim planının şart olduğu bir süreç geçirilmesi gerektiği, öncelikle ÜED koşullarını kanıtlama aşaması için Dünya Miras Merkezi’nden Dünya Miras Programı-IUCN'ne gönderilmekte olduğu,  

*Dünya Miras Programı-IUCN’nın alanla ilgili olarak ulusal ve yerel toplumla stklarla görüşmeler döneminin ardından, IUCN dünya miras paneli aşamasına geçildiği,

*Dünya dağılımına bakıldığında, dünya bioçeşitlilik alanlar konusunda başvuruda kısıtlamaların bulunduğunu, Türkiye açısından boşlukların değerlendirilmesi tavsiye edildiğini,  IX ve X. Alanlarda başvurular istenildiğini,

*Okyanuslar ve denizlerde ekosistem ve UNESCO, ekosistemin korunması konusunda, Küresel okyanus gözlem sistemi kurulmuş olduğunu;

*Dünyada dört tane tusunami uyarı sistemi bulunduğunu-ICG ; Akdeniz Tusunami Uyarı Sistemi ve Kuzey Doğu Atlantik, Karayipler. Akdeniz tusunami uyarı sisteminde temsilcimiz olan Prof.Dr. A. Cevdet Yalçıner bu dönem Akdeniz Tusunami uyarı sistemi dönem başkanlığını yürütmekte olduğunu, *UNESCO ve hidroloji bağlamında su politikaları ve su kaynaklarının miktar ve kalitesi üzerinde dikkatin giderek arttığı bir süreçten geçilmekte olduğunu, UNESCO’nun bu konudaki faaliyetlerindeki farklılıkları ve ulusal komisyonların söz sahibi olmasına dikkat çekildiğini,

* UNESCO-IHP (UNESCO’s Intergovernmental Scientific Cooperative Programme in Hydrology and Water Resources) konseyinde ülkemizin de 2017’ye kadar üye olarak yer almakta olduğunu, 21. Konsey toplantısında Prof.Dr. Mete Saatçi’nin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini ve Türkiye’yi de ilgilendiren Dünyanın Büyük Nehirleri Girişimi’nin programa girdiğini (World´s Large Rivers Initiative WLRI Rivers´ Contribution to Water Security A contribution to UNESCO’S International Hydrological Programme (IHP)

*Dünya su kalkınma raporlarının 29 uluslararası kuruluşun katkısıyla hazırlanmakta olup UNESCO’nun da işbirliği kuruluşu olduğunu,

*EXPO 2016 Antalya , Türkiye'nin ilk exposu alarak dikkat çekici bir proje olarak “ Gelecek Nesiller İçin Yeşil Bir Dünya” sloganı ile tanıtılarak, 112 hektarlık bir alanda yaklaşık 100 ülke ve 30 uluslararası kuruluşun katılmasının öngörüldüğü bu organizasyona yerli ve yabancı olmak üzere 8 milyon ziyaretçi beklendiği,

*Organik tarım müzesi de içinde yer alacak olan bu projenin Antalya’nın kültür turizmine katkı sağlaması düşünüldüğü ve 8-9 milyon kişinin ziyaret etmesi öngörüldü,

*UNESCO’nun aynı zamanda İnsan ve Biyosfer Programı insan ve çevre arasındaki ilişkiyi bilimsel bir tabanda değerlendiren ve koruma yaklaşımları geliştiren hükümetler arası bilimsel bir programı bulunduğunu, bu amaçla geliştirilen Biyosfer Rezervleri ve Biyosfer Rezervleri Ağının bu programın temel uygulama araçları olduğunu,

 

*UNESCO Türkiye Millî Komisyon tarafından desteklenen “Türkiye Doğasının Korunmasında

Camili Biyosfer Rezervi Deneyimi Belgeseli” projesi kapsamında Türkiye’nin ilk belgesel kanalı olan İZ TV ortaklığında Camili Biyosfer Alanı (Camili’de Yaşam) belgeseli hazırlandığını,

 

*Belgeselin Camili Biyosfer Rezervinin doğası, tarihi, kültürel değerleri, ekonomisi, yaşam tarzı ve ekoturizm değerleri ile doğa koruma ve sürdürülebilir kalkınma deneyimlerini yöre halkının gözünden anlatmakta olduğu,

 

*Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı Rio+20 13-22 Haziran 2012 tarihleri arasında Rio De Janeiro’da gerçekleştirilen konferansta, Kalkınma Bakanlığı tarafından düzenlenen yan etkinlikte Camili Biyosfer Rezervindeki sürdürülebilir kalkınma çalışmalarının anlatıldığını öğrenmiş veya hatırlamış olduk.

UNESCO Dünya Belleği Programında Türkiye

Küresel çapta belirlenen amacın ulusal düzeyde gerçekleştirilmesini sağlamak üzere Türkiye’nin Dünya Belleği Kütüğü’ne kaydedilmesi gerekli miraslarını belirleyip önermek UNESCO Türkiye Millî Komisyonu’nun görevlerinden biridir.

UNESCO’nun Bilgi ve İletişim Sektörü’nün “Bilgi Toplumları İnşası” başlıklı temasının altında yer alan Dünya Belleği Programı, çalışma ve etkinliklerini 1992 yılından bu yana sürdürmekte olan bir program.  Programın amacı, İnsanlığın tarihî, kültürel ve sosyal belleğini oluşturan ve savaşlar başta olmak üzere çeşitli doğal felaketler veya sosyal nedenlerle ortadan kaybolma tehlikesi olan belge ve bilgilerin insanlığın ortak değerleri olarak korunması ve bu korumanın önlemlerinden biri olarak dijital ortamda paylaşılmasını sağlamaktır. Bu amaca yönelik olarak programın: Yeryüzünün belgesel mirasının en uygun tekniklerle korunmasını kolaylaştırmak, Belgesel mirasa evrensel erişim konusunda yardımcı olmak ve Belgesel mirasın varlığı ve önemi hakkında dünya çapında farkındalık oluşturmak şeklinde özetlenebilecek üç ana hedefi bulunmaktadır.

Haziran 2013 Yılı itibarıyla Dünya Belleği Kütüğüne belgesel miras kaydı bulunan ülkelerin başında 17 eserle Almanya gelmektedir. Bu ülkeyi 13 eserle Avusturya, 12 eserle Rusya ve Polonya izlemektedir. İngiltere ve Kore Cumhuriyetinin 11 eserinin bulunduğu kütükte     Meksika’nın 10, Hollanda ve Fransa’nın dokuz, Danimarka’nın ise sekiz eseri yer almaktadır.

Bugüne kadar Türkiye’nin önerisiyle Dünya Belleği listesinde Yer Alan Mirasımız:

1) Boğaziçi Üniversitesi Gözlem ve Deprem Araştırma Enstitüsü Kandilli Rasathanesi El Yazmaları (2001), 2) Boğazköy Hitit Tabletleri (2001) ve 3) İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi İbn-i Sina Yazmaları Koleksiyonu (2003) alınmıştır. Son olarak Evliyâ Çelebi Seyahatnamesi, Dünya Belleği Kütüğüne kaydedilmiştir.

İsrail, Myanmar ve Nepal’in ilk olarak eser kaydettirdiği anılan toplantıda toplam 40 ülkeden 55 yeni eserin listeye alınmasıyla beraber Dünya Belleği Kütüğü’ne kayıtlı eser sayısı 300’e yükselmiş durumdadır.

UNESCO ve Gender Equality and Culture

Toplantıda toplumsal cinsiyet eşitliği ve bağlamındaki konular da ele alındı. Oluşturulan izleme grubu çalışmalarına başladı. Bu yazı vesilesiyle, 2014 UNESCO Report on Gender Equality and Culture’a da dikkatinizi çekmek isterim; http://www.unesco.org/new/en/culture/gender-and-culture/gender-equality-and-culture/the-report/

Rapordaki Sekiz Tavsiye:

1. Kadınların ve erkeklerin, kız ve erkek çocukların yaratıcı ufuklarını genişletmek ve kültürel hayata eşit ulaşım ve katılımlarını temin etmek için kültür alanında mevcut uluslararası anlaşma, sözleşme ve bildirgelerin diğer insan hakları belgelerine uygun, toplumsal cinsiyet eşitliliği ve çeşitliliğe saygılı ve tam olarak uygulanmasını sağlamak.

2. İstihdam, eğitim, kapasite geliştirme, katılım ve tüketim de dâhil olmak üzere, kültür sektörünün her alanında cinsiyete göre ayrılmış verinin ulusal istatistik ofisleri tarafından düzenli, sistematik olarak toplanması ve dağıtılması; bu yolla kanıtsal zeminin güçlendirilmesi.

3. Grupların ve bireylerin çeşitliliğini, dezavantajları artırabilecek türden daha geniş sosyal faktörler ile eşitsizliklerin bir araya gelişini de dikkate alarak toplumun tüm üyelerini güçlendirecek, toplumsal cinsiyete duyarlı politika ve stratejiler geliştirmek ve uygulamak.

4. Ulusal kurumsal kapasiteleri, kadın ve erkeklerin kültür alanlarında karar alım süreçleri, mali kaynaklar ve eğitime eşit erişimini teşvik etmek için güçlendirmek.

5.  Kadın yaratıcılar ve miras uzmanları için liderlik ve rehberlik girişimleri kurmak; kültürel ve yaratıcı sektörde kıdemli yöneticilik düzeylerinde cinsiyet dengesini temin etmek.

6. Kültürel hayatın her alanında toplumsal cinsiyet kalıpları ve ayrımcılıkla mücadele eden uluslararası, ulusal ve yerel farkındalığı artırma ve savunuculuk kampanyalarını desteklemek.

7. Kültürde toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren stratejilerin geliştirilmesi için toplumun tüm üyelerini teşvik ve dâhil etmek. Bu, kültüre toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanarak ulaşım, katılım ve katkının sağlanması için sürdürülebilir çözümler geliştirilmesini teşvik etmek için ilgili tüm grup ve topluluklarla işbirliği içinde çalışılmasını da içermektedir.

8. Yaratıcı endüstriler ve miras alanında toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine disiplinler arası çalışmayı desteklemek ve toplumsal cinsiyet ilişkilerinin karmaşıklığı ve çeşitliliğini, bunların altında yatan güç yapılarını değerlendirmek.