Son 3 ay içerisinde Türkiye Dış politikalarından çok, seçimlerin yaklaşması ile birlikte rakiplerin ve derin yapıların frekans ayarları ile çok sesli bir dönemi yaşıyor. Bu yeni dönem kimine göre AKP’nin sonu kimine göre yeniden yapılanması. Bana göre bu dönem sonunda AKP yeniden yapılanarak Başbakanın deyimiyle çürüklerin elenmesi ile yeniden vücut bulacaktır. Fakat bu dönem sonunda AKP kısmı bir oy kaybı yaşaması söz konusu olabilir. Bunun sebepleri ise cemaatle arasında dershanelerle başlayan gerilimdir. Bu çatlak yeni seçimlerde cemaatin oy potansiyelini de bizlere göstermiş olacaktır.

Gündemi siyaseti çok ciddi ve etkili bir şekilde etkileyen cemaatin hükümetin dershaneler konusunda ki kararından duyduğu rahatsızlığı yine kendi yazarlarının deyimiyle en kibar dille bir uyarı olarak göstermiş fakat konu istifalardan operasyonlara kadar devam etmiştir.

Bu operasyonlarda polisin yaptığı uygulama savcıların basınla olan yakın irtibatı daha sonra ikinci dalga da söz konusu olan savcının bildiri yayınlaması gibi Türkiye’nin alışkın olmadığı bir savcılık ve soruşturma şekliydi. Bu olanlar karşısında Cumhuriyet Başsavcısı Çolakkadı’nın sağduyulu açıklamaları savcılık makamının emin ellerde olduğu yargının bağımsızlığı konusunda yüreğimize su serpmiştir.

Bu gün Erdoğan hem Sakarya’da hem İstanbul’da büyük kalabalıkların karşılaması ile moral bulmuş partisi ve hükümetine karşı yapılan operasyonlara karşı dik bir duruş sergileyerek kısmen de olsa yapılan hamleleri geri püskürtmeyi başarmıştır.

Gelecek günlerde hükümet kanadından karşı yapılacak hamleleri görmemiz an meseledir. Ayrıca yeni atanan bakanlardan en önemli koltuk iç işleri bakanlığına başbakanlık müsteşarlığından atanan Bakan Efkan Ala’dır. Efkan Ala henüz herhangi bir açıklama yapmamasına karşın bazı medya organlarının hedefi haline gelmeyi başarması ne kadar doğru bir karar olduğu ispatlamıştır.

Atasözlerinin dediği gibi meyveli ağaç taşlandı bazı meyveler yere düştü bazıları çürük çıktı ama bu ağaç vatandır millettir ve bu ağacı elimizden geldiğince korumalı sakınmalıyız.

Operasyonlarda çok ciddi sayıda kişinin salıverildiği gerçeğini görüyoruz fakat çamur atıldı ve izi kaldı bakanlar koltuklarını devretti. Yani istedikleri elde edildi. Diyelim ki bu adamlar tamamı medyatik tanınan bilinen bu adamları çağrılsaydılar gelmeyecekler miydi? Tüm bunların samimi bir soruşturma olduğuna inanmak imkânsız geliyor bana. Kim yolsuzluk yaptıysa yargılansın tutuklansın bedelini en ağır şekilde çeksin ama bir yandan bu kargaşa ortamından beslenen faiz lobisi yine ceplerini doldurduğunu da görmek daha da iğrenç.

Bu lobilere hizmet edenlerin hükümet tarafından en açık ve net şekilde ortaya çıkarılması medya da halka açıkça belirtilmesi gerekir. Aksi takdirde bu lobi ve çeteler oyunlarına başka meselelerde yeniden uygulama hevesinde olacaklardır.

Meselenin hedefi olan seçimlerde cemaat ve hükümet her ne kadar muhalif görünseler de cemaat seçmenin AKP’ye oy vermesi ihtimaldir. Çünkü AKP seçildiği ilk günden bu yana hem Gülen cemaati hem de diğer cemaatlere karşı ılımlı şekilde yaklaşmış karşı karşıya kalmamaya özen göstermiştir. Devlet okullarında Siyer ve Kuran-ı Kerim dersleri seçmeliyse üniversitelerde ve kamu personellerine yine türban ve din hürriyeti sağlanmışsa bu kesin ve nettir ki AKP’nin eseridir. Bu saydıklarım din hak ve hürriyetleri konusunda ki AKP’nin samimiyeti konusu iken cemaat seçmeninin bunu görmezden geleceğini hiç zannetmiyorum.

Diliyorum ki tüm bu yaşanan olaylardan Ülkemiz güçlenerek yenilenerek çıkar.