Makul talepler çerçevesinde oluşan eylem, New York Times gibi 'emperyal' tavırları baskın olan gazetede 'ilan' vermeye kadar gitti.

(Elbette burada ilan verenler özelinde bir eleştiri geliştireceğim.) Sakınılması gereken bir refleksti bu, eğer 'enternasyonel' hedefleniyorsa bunun ilk adımı NYT olmamalıydı. NYT Irak işgali gibi kirli büyük operasyonlarda hem 'öteki'ni terörist olarak pozisyon aldıran hem de üretilen bu imge üzerinden işgal meşruiyeti oluşturan bir gazete.

'Türk Baharı' diye eylemin karakterine 'daha devrimci' bir yön vermeye çalışan siyasal irade, bunu kısa sürede üstünü kapayan yönetsel irade de çıkmaza girmiştir. Hassas tonda devam etmesi gereken eylem ve eyleme karşı geliştirilen itirazlar olası ölümler için hiçbir çare üretemez. Ölümler bayraklaşınca bundan tüm bir coğrafya, yaşayanlar zarar görür. (Biraz resmi mesaj gibi oldu ama olası her kaygan dil kaygan bir zemin oluşturur.)

Ülkenin üzerine yıllardır oynanan oyunlar, son dönemde ayyuka çıktı. Çünkü dış politikada dominant bir pozisyona gelen, bölgede etkin güç halini alan Türkiye, İsrail için büyük bir tehdit oluşturuyordu. Geçtiğimiz günlerde Netanyahu'nun eski danışmanlarından Michael Freund gazetede ki köşesinde benim tezimi destekler bir açıklama yaptı. Freund "ABD ve AB ülkelerinin Erdoğan'ın davranışını değiştirmesini sağlamak için başvurabileceği çeşitli siyasi, ekonomik ve diplomatik kartlar var. Ancak böyle bir şey olacak diye nefeslerinizi tutmayın. Erdoğan'ın geçen haftaki patlamasına gösterilen ilgisizlik bir gösterge olacaksa eğer, İsrail ve destekçileri çok endişeli olmalı." diye yazdı. Siyonizmi "Yahudi halkın ulusal kurtuluş harekatı" olarak gören bu düşünce, toplum içi dinamikleri ateşlemekten geri durmayacak, politik olarak sağlayamadığı üstünlüğü “direniş” adı altında “devrim” yaparak sağlamaya çalışacaktır.(çalışmaktadır.)

Peki bu sürecin sonunda ne olacak? Başbakanın çevresindeki danışmanlar başta olmak üzere, ilgili Bakan’lar, Bakan Yardımcıları, Görevi belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilatını sevk ve idare etmek olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, İstanbul Valisi ve yine görevi toplumda huzuru ve düzeni sağlamak, insanların can ve mal güvenliğini korumak olan İstanbul Emniyet Müdürünün vicdani muhasebelerini yapıp, yakışır davranışı yerine getirmeleri gerekir. Böylesine büyümüş bir toplumsal krizi görmezden gelip, küçümsemek, sorumluluktan kaçmak doğru olmaz. Adaletin kestiği parmak acımaz…