Türkiye’nin Fransa’ya Yönelik Yaptırımları

E-mail Print PDF

Aralık 2011’de Fransa Meclisi sözde Ermeni soykırımını inkar edenlerin 1 yıl hapis ve 45 bin Euro ile cezalandırılmasını öngören yasayı kabul ederek Senato’ya gönderdi. Senato da 23 Ocak 2012 tarihinde yasayı kabul etti ve bunu Cumhurbaşkanı Nikola Sarkozy’nin onayına sunacak. 

Durum böyleyken Türk Hükümeti ‘dağları yerinden oynatacağını’ ifade ederek Fransa’ya karşı tutumunu bildirmeye çalıştı. Aslında elle tutulur, gözle görülür hiç bir şey yapmadı Fransa’ya karşı. Hükümet ve medya temsilcileri konunun özünden çok şekli üzerinde durdu.

Mecliste 577 milletvekili temsil olunsa da oylamaya sadece 60 milletvekili katılmış ve yasa tasarısı 50 oyla kabul edilmişti. Senato’da oylamaya ise 348 Senatörden 127’si evet diyerek kanunu kabul etmiştir. Sanki Meclis ve Senato’da milletvekillerinin tamamı oturuma katılsaydı ve yasa bu şekilde kabul edilseydi yürütme gücü daha fazla veya az mı olurdu. Ya zelzeleden ya velveleden kanun kabul edilmiştir ve görünen odur ki geriye yol yoktur. Büyük bir ihtimal ile Sarkozy yasayı imzalayacaktır.

Bununla Hükümet ve medya konunun özünü küçültmeye çalışarak kamuoyunun başının altına yastık koymaya ve kendilerine teselli vermeye çalışmaktadır. Dünya Ekonomik Forumu için Davos’ta bulunan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Senato’nun inkar yasasını kabul etmesinin Paris’in son kararı olmadığı için Türkiye’nin Fransa’ya ekonomik yaptırımlar uygulamada acele etmeyeceklerini bildirmiştir.

Türkiye’nin kendi gücü ile hiç kimseye sormadan ve izin almadan Fransa’ya karşı aşağıdaki gibi siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulayabilir.

- Büyükelçisini geri çağırabilir;
- Büyükelçiliği tamamen kapatabilir;
- Bütün ekonomik ve askeri işbirliğini belirsiz bir süreye askıya alabilir;
- Fransa mallarının Türkiye’ye girmesini yasaklayabilir;
- Askeri ve sivil hava ulaşımında kısıtlamalar getirebilir;
- Fransızca eğitim veren üniversitelerde eğitimi yasaklayabilir;
- Fransa’ya resmi seferleri kaldırabilir;
- Fransız sermayesinin girişini yasaklayabilir;
- Cezayir soykırımını tanıyan kanun kabul edebilir;
- Banka sektöründe işbirliğini durdurabilir veya düşük seviyeye indirebilir;
- Fransız şirketlerinin ihalelere katılmasını engelleyebilir;
- Cezayir soykırımı hakkında yasa kabul ederse, ülkesinde bulunan Fransızlar bunu inkar ederse tutuklayabilir;
- NATO çerçevesinde Fransa ile işbirliğini dondurabilir;

Hükümet bunları yapmadan önce acilen Rusya’nın Güney Akım Doğalgaz projesinden yer alan Fransa şirketinin konsorsiyumdan çıkarılmayacağı takdirde Rusya’ya verdiği izni ve yeni pasaportlar için öngörülen çiplerin için yapılan ihaleyi kazanan Fransız şirketinin lisansını iptal edebilirdi. Fransa’yı Güney Akım Doğalgaz Projesi’nde resmi devlet şirketi temsil ediyor ve yaklaşık 2.3 milyar dolarlık payı vardır.

Bütün bunlara karşılık Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Fransa’nın AGİT Minsk Grubu eşbalşkanlığının düşürülmesi konusu ile ilgili ‘Bu soruyu gündeme getirmenin zamanı gelmiştir. Ya Türkiye de eşbaşkanlar sırasında yer almalı, ya da Fransa eşbaşkanlıktan uzaklaştırılmalıdır’ diyerek oldukça karmaşık bir organizasyon şemasına sahip olan Minsk Grubu eşbaşkanlık enstitüsü müzakereye açmaya kalkışmaktadır. Yani Türkiye Fransa’ya ekonomik ve siyasi yaptırımlar konusunda kendisinin tek başına karar verebileceği konular üzerine yoğunlaşmaktansa, uzun müzakerelere neden olan ve başarı elde etme ihtimali zayıf olan konuları gündeme taşıması anlaşılmazdır ve pragmatik politika değildir.

http://www.1news.com.tr/yazarlar/20120130051040412.html


TurkishNY at Twitter
TurkishNY at Facebook

Daily Newsletter

 


May 2012
S M T W T F S
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2