Bilgi kirlililiğinin en üst seviyeye ulaşıp adeta tavan yaptığı günümüzde, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, elmalarla armutları ayıklamakta zorlanıyoruz..
 
Henüz silahın icad olunmadığı, mertliğin bozunuma uğramadığı çağlarda yaşıyor olsaydık, herşey ne denli kolay, net ve anlaşılır olacaktı oysa..

Fısıltı gazetesi denen olgunun teknoloji çağında ulaştığı son nokta, dış kökenli yönlendirmenin günümüzdeki uzantısı ve yeni bir alanı haline gelen “embedded medya” negatif sonucunu doğurduğu bilinen bir gerçek.

Bu dezenformasyon ortamında, kamuoyunu doğru bilgilendirme çabasındaki bir gazeteciyseniz,  dürüst ve adil olmak, ikileme düşmeden ve hata yapmadan görevinizi ifa edebilmek için geceler boyu uykusuz kalır, dolayısıyla içtenlikli sancılar içerisinde boğuşursunuz..


**

Sıradan bir haber bile olsa, ne söyler, neyi yazarlar ise kabul edecek miyiz? 

Hayır..  Asla böyle bir zorunluluğumuz yok..
 
Tam olarak netlik kazanıncaya, tam doğruluğu teyit ettirinceye dek, gerçekliğine inanmayacağız, tüm olasılıkları gözden geçireceğiz, ki başka çaresi yok bu işin..
 
Örneğin, Güney İtalya’nın Napoli kentinde kurulu NATO üssünün İzmir yakınlarına nakli konusu da bir haber niteliği kazanması için açıklığa kavuşturulması gereken birçok muğlak bilgilerden oluşuyor..


Bu nedenle, varsayalım ki, bu oluşumun sonsuza dek müttefiki olduğumuz inancına kapılmış olsak  dahi, her tür spekülasyona açık bir konudur bu.. 

Orta yerde Ortadoğu ve Avrasya’nın yeni haritaları, yeni hedef  ve stratejileri, proje diye bu coğrafya insanına sunulan BOP’lar, top’lar, BİP’ler tip’ler sözkonusuyken hele..
 
Dezenformasyonzedeler, tuzağa düşüp kirli bilgi kurbalarıı olmamak için 1 değil, 10 kez düşünülerek karar verilmeli..

Böylesi önemli bir konuda, net bir resmi açıklama olmadığına göre, sorgulamamız gereken bu bilginin gerçeklik payı olup olmadığını iyice araştırıp, doğruları öğrendikten sonra kamuoyuyla paylaşmak olabilmelidir.. 

BOP’tan sonra ortaya atılan BİP’e (Büyük İşgal Projesi) muhalif duruş sergilemek her ulusun milli görevi ve uluslarararası yasalarla saptanmış, doğal hukuki hakkıdır..

Bu şekilde düşünen ilerici yurtseverlerin “ulusalcı” adı altında yaftalanması, yandaş medyaca tukaka edilmesi ise zeka özürlülüğü ve alıklıktan da öte bir şeydir..

Siz, ülkenizin bağımsızlığının ihlâline, yağmalanmasına, araç gibi kullanılmasına karşı mısınız? Değil misiniz? Ne? O halde, herkese kılıf geçirmeyi bırakın da asıl siz neye, niçin hizmet ettiğinizin hesabını verin..

Bu hesabı verin ki, yerleşmesine destek verdiğiniz, agresifçe katkıda bulunduğunuz korku imparatorluğunun programı çercevesinde,  belli mi olur nemalar, mamalar kesilebilir, yarın öbür gün aniden kiralık kalemleriniz elinizden alınabilir..

Keza, hukukun siyasetüstü olma, siyaseti hukuka karıştırılmaması gibi kutsi ve evrensel gereği hatırlatmak için düzenlenen, mevcut yanlış uygulamalara karşı durarak Tandoğan Meydanı’nda toplanan kitlenin fişlenmelerini savunacak kadar konuyu saptıran bir embedded medya grubu neyin peşindedir?

 **

Dönelim, tekrar asıl konumuza ve gerçeğin yanıtını arayan sorularımıza;

İnanmak istemiyoruz, ama İzmir ve çevresine ilişkin böylesi ciddi ve büyük öneme sahip bir tasarruf, bir gizli anlaşma söz konusu mudur? 

NATO üssünün transferi  söz konusu mudur? Güney İtalya'dan daha doğuya mı kaydırılmak istenmektedir?

İzmir'in Mordoğan semtinde bir havaalanı inşaatına başlanmış olduğu bilgisi gerçek midir?

NATO'nun yaklaşık 4 bin askeri personelinin Urla'da ev kiralamaya başladıkları bilgisi doğru mudur?  (Bu, yöredeki emlakçılarının bilgisi dahilinde olabilir)

Peki, ya bu üssün, İran ve Suriye'nin atış menzili içinde olduğu için güvenlik gerekçesiyle İncirlik'in de yerine geçeceği bilgisi ne kadar gerçektir?

Bizim ruhumuz bile duymadan bomba yüklü uçaklar, güneydoğumuz yerine şimdi İzmir üzerinden mi geçecek?

Körfezin giriş ve çıkışını en iyi kontrol altında tutan Uzun Ada gibi büyük stratejik öneme sahip bir bölgenin ve Deniz Kuvvetlerimizin denetimindeki çok kritik askeri bir noktamızın, mâlum süper gücün 6’ncı Filosu'nun kullanabileceği ana üslerden biri haline getirilmesi gibi bir plân, düşük  bir olasılıkla da olsa var mıdır? 

**

Embedded (iliştirilmiş) medya, böylesi konularda soru sormak yerine susmaktadır genelde..

Ancak bunlar çok önemlidir, zira Amerika’nın  “Yeni Dünya Düzeni Projesi”nde, çok önemli  bir tümceye yer verilmektedir..

Ne demektedir açıkca, Sam Amca?

“Düşman zaten düşmandır, bellidir yani.. O önemli değildir. Önemli olan dost/müttefik ülkenin, ordusunun önemli komuta merkezlerini ele geçirmek, kontrol altına alabilmektir. Projeye inandırmak, boyun eğdirerek itaatkâr yapmaktır."

Biat etmek gibi ters bir karakter, bağımsız, özgür ve barışçı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilke ve prensipleri arasında hiç yer almamıştır..

Çifte standartlı batının çoktan sahip olduğu halde, bugün artık savunamadığı bir çok değeri,  Cumhuriyetimiz, kurucusu Gâzi Mustafa Kemal'den bu yana koruyarak hep savunagelmiştir..

Üstelik de bu ülke, işgal altından kurtardığı toprakları ve bağımsızlığı için döktüğü milyonlarca şehit ve gazisinin kanlarına karşın, yine de vazgeçmeyerek "Yurtta sulh, cihanda sulh"  ilkesinden asla ödün vermemiş asil bir ülkedir..

**

Prof. Dr. Türkan Saylan'ı kaybetmenin acısını yaşıyoruz.. Ülkemizde, maddi ve manevi güç koşulları zorlayarak, her tür bağnazlığa karşı mücadele eden ve okuması için çaba sarfettiği genç insanlar adına çırpınan, bu çabaları kendisine ulvi bir görev edinen özel bir insanı, çok başarılı, büyük bir değeri yitirdik.. Sözcükler çok yetersiz kalıyor. Aziz hâtırası önünde saygıyla eğiliyoruz..

Çağdaş yaşamımızın, geleceğimizin başı sağolsun..

Esen kalın..

Ali HASDEMİR/TNY



 

 



Ali Hasdemir
AHASDEMIR@turkishny.com