Ekonomide kurumlar birbirine zincirleme bağlıdır ve olumsuz bir hareket domino etkisiyle  birbirini tetiklier..

Bu kural kaçınılmazdır.

Kriz, tüm sektörlerdeki işyerlerini vurdu..

(bazı ayrıcalıklı olanlar hâriç)

Bu artık çok bilinen ve kabul edilen bir gerçek.

İşyerlerinin önemli bir bölümünün çalışanları için yemek hizmeti aldığı catering firmalarının durumu nedir?

Bir nev'i, taşeronlardan al haberi..

Onların durumu daha da ciddi ve düşündürücü.. Onlar da ekonomik krizden ziyadesiyle nasibini aldı..

Şaka değil, Türkiye'deki 7 milyondan fazla çalışanı, bu yemek şirketleri doyuruyor.

**

Türkiye'de, hazır yemek konusunda faaliyet gösteren ilk 5 firma baz alınıp yetkililerine kulak verildiğinde ortaya çıkan ciddi tablo, hiç de iç açıcı değil..

Kendi açılarından, catering firmalarının iki önemli sorunu var. Birincisi, krizde işten çıkarılanlar nedeniyle yemek verdikleri çalışan sayısının azalması, (sürümden kazancı düşüren etken) ikincisi ise vade sorunu..

Güçlüleri bile bu koşullardan yakınıyorsa, siz bir de güçsüz  firmaların durumunu bir düşünün..

Büyükleri açıklıyor zaten:  "Diğer firmalar, iflasın eşiğine geldiler. Şu ana kadar yaklaşık 300 yemek şirketi zarar ettiği için kapandı, korkarız ki bu firmaların sayısı, yıl sonuna kadar 600'ü bulur" diyorlar.

Kriz nedeniyle panik halinde diğer firmalar nasıl bir çözüm bulmuş dersiniz?

Sorumluluk duyan işveren, sadece yemek çeşidinin sayısını düşürdü, salata barını kapattı. Bu anlaşılabilir..

Peki ya diğerleri?

Onlar da kullandığı gıda ürünlerinde tasarrufa gidiyor, ilk önlem olarak hem çeşidi azaltıyor, hem malzemeden  kısıyor, hem de mâliyeti iyice düşürmek için malzemenin ucuzuna, daha daha ucuzuna yöneliyor..

Dolayısıyla yemeklerin kalitesi sürekli düşürüyor..

Bunlara eğer "eh kötünün iyisi" dersek, ya bunlardan çok daha kötüsü üçüncü kategoriye girenlerin hali nice olur?

Bazı sorumsuz şirketler, çalıştıkları yemek şirketiyle aralarındaki mevcut anlaşmayı feshetti ve bazı adı sanı belirsiz (illegal veya çakma) şirketlere, yani bilinen yaygın adıyla merdivenaltı üretimi yapan, kuşkulu, sağlıksız ürünlerini kullananlara yöneldi..

Sırf daha ucuz diye..

Ne yazık ki, öteden beri tasarruf tedbiri denilince, büyük olsun küçük olsun şirketler için akla gelen iki önlem vardır; önce ya eleman çıkarma yoluna giderler, ya da bazı sosyal haklar kaldırılır/kısıtlanır,

Her iki tedbiri birden çözüm sayan ve yürürlüğe koyanlara da sıkça rastlanır..

Aslında daha önemli bir tehlikeye dikkat çekmek istiyorum.

Hani, yüzyıllar önce cihan İmparatoru Sultan Kanuni Sutan Süleyman'ın da "Olmaya cihinde bir devlet sıhhat gibi" diyerek öngördüğü şeye:

Sağlığa..

Zam almadan ve işini kaybetme kaygısıyla çalışanlar büyük bir risk altında..

Çünkü, merdivenaltı gıda maddeleri daha yoğun biçimde piyasada..

Böylelikle, çalışan kitleler krizin ikinci kez mağduru durumuna geliyor..

Ve şu anda bir gıda terörizmi hüküm sürüyor.

Konunun içeriğine girince, orta yerde çok önemli iki problemin durduğunu görüyorsunuz.

Bazı hazır yemek şirketlerinin bünyesinde, denetim ve kontrol işlevi sürdüren 6-7 gıda mühendisi görev yaparken gelin görün ki, çoğunluğunda bir tanesi bile mevcut değil.

İkincisi ise ciddi ve kronik bir sıkıntı yaratan "sağlıklı ve kaliteli üretim" yapıldığına dair sertifika benzeri belgelerin parayla satılır, satın alınır bir meta haline getirilmesidir ki, gerçekte bu belgelerin uzun zamandır hiçbir hükmünün kalmaması gibi negatif bir sonucu doğurmuştur.

Endişemiz, işini kaybetme kaygısının, şimdi sağlığını kaybetme riski ve kaygısıyla yer değiştirmesi..

Yanısıra özel okullarda okuyan ve tam gün eğitim gördüğü için okullarında yemek yiyen öğrencileri de unutmamak gerek. Onlar da risk altındalar..

Korkumuz, kötü gıda alarak anında değil ama yavaş yavaş zehirlenen, ancak reaksiyon da veremeyen, üstelik de Ortadoğu coğrafyasının diğer ülkelerindeki toplumları üzerinde görüldüğü gibi sıradanlaştırılmış, antidemokratik yönetimler ve inanç simsarlarınca uyuşturulan, kimlik sahibi vatandaş olma yerine kullaştırılan, salt çoğunluğu köle haline getirilmiş, edilgen bireylerden oluşan bir ulus haline dönüştürülmemizdir.

Böyle bir rejimi kabullenmek intihardan başka bir şey değildir..

  Esen kalınız..

Ali HASDEMİR

turkishny.com

Ali Hasdemir
AHASDEMIR@turkishny.com