Bunca yoğun gündem maddesi, bunca hareketlilik arasında ekonomi unutulmalı mı?

Hayır hiç unutulmamalı..

Çünkü her geçen gün ağırlaşan yaşam koşulları, ekonomiyi unutturmamayı, tam tersine çok daha yakından izlemeyi gerektiriyor..

Bazı sitelerde ya da bazı tartışma platformlarında sıkça anketler yayınlanır.

Bu anketleri önemsemek gerek, çünkü sosyoekonomik açıdan gerçekten önemli göstergeler.

Rakamlar, ne yalan söylemeyi bilirler, ne de büyüklere masal anlatırlar..

Anketlerden çıkan sonuçları iyi okuyabilirseniz, ortada duran somut tabloyu daha iyi analiz edebilirsiniz..

Yapılan son ekonomik içerikli anketlerden birinin sonucu hem ciddi hem de çarpıcı bir tespite işaret ediyor..

Dikkat çekmeyecek gibi değil gerçekten de..

İtiraf etmeliyim ki, az da olsa umutluydum ekonomi için dolayısıyla hiç bu kadarını beklemiyordum..

**

Soru: Daha önce plânlamadığınız halde, sırf ÖTV indirimi kapsamına girdi diye yeni bir ürün aldınız mı?

A (Evet) % 8.4
B (Hayır) % 89.8
C (İndirimden haberim yok) % 1.6

Şimdi, bu ne demektir?

Rakamları çok iyi, doğru okuyalım ki, net, doğru ve sağlıklı kararı verelim;

 

Yaklaşık olarak yüzde 90'ımız, ÖTV ve KDV düştüğü halde hiçbir beyaz eşya ve diğer lüks ürünlerden hiç satın almamış.. 

İçimizden birileri almış da ne kadarımız almış? 

Sadece yüzde 8.4 almış..

Doğrusu piyasalarda canlılık, bir ekonomik hareketlilik çözümü olması için yürürlüğe giren bir uygulama işe yaramamış.


Çünkü, bu çifte indirimli kategoriye giren o ürünlerden satın almayanların yüzde 10'luk bir oranı, yani düşük bir bölümü..

Bu oran kimleri temsil edebilir?

Bir iki ipucunu da düşünelim:

Herşeye karşın evlilik oranlarının yüksek seyrettiği bir ülkeyiz değil mi? Yoksa değil miyiz?

Evlilik denilince akan sular durmaz mı bizde?

Pamuk eller cebe atılır. Kriz mriz de vız gelir...

 

Herşeyden önemli olan gelenek göreneklerimiz ve tüm duyguların üstünde tutulan ailelerin prestiji değil midir?

Bunun için de yastık altı, küp, gömü, her neyse hepsi dahil olmak üzere az ya da çok tüm birikime başvurulur..

Damat adayının asla yüzü karartılmaz, gelinin başı büktürülmez, dolayısıyla evlenecek çiftin temel ihtiyaçlarına ilişkin gereken neyse o yapılır..

Bu yüzde 8.4'lük oranı temsil eden kitle,  normal şartlar altında (n.ş.a) bu uygulamadan hiç haberi bile olmayan o yüzde 1.6'lık bölüme dahil olabileceği halde, evleneceği için zorunluluktan almış olabilir mi?

 

Böyle bir olasılık mantıken de yüksek değil midir?

Hadi, arayı bulalım, bu yüzde 10'luk bölümün yarı yarıya olanının ekonomik gücü, sosyal standartları bayağı iyi olduğu için bu indirimli fırsatı kaçırmak istemedi diyelim..

Diğer yüzde 5 mutlaka ve mutlaka zorunluluktan alışveriş etmiş değil midir?

 
Sözü uzatmadan sadede gelelim..

Peki, o zaman neymiş?

Kabinedeki bakanların hemen hepsinin savunduğu bir görüş çürütülmüş ve tamamen çökmüş oluyor mu? 

Ağiz birliği ederek ne demişlerdi, yerel seçimler öncesi millete hitaplarında, "teğeti" ısrarla ve ateşli bir şekilde savunan bakanlarımız?

"Biz ÖTV ve KDV'yi indirdik, hatta sonra bir ek karar vererek bu vergileri almamayı 3 ay daha uzattık, böylelikle piyasalarımız canlandı. Krize karşı çözüm bulduk işte.." dememişler miydi?

Sanırız, bu konuda en güzel analizli yapabileceklerden biri de Milli görüşün kıdemli temsilcilerinden AKP'nin eski kurucu üyelerinden ve yeni parti kurma aşamasındaki Abdüllatif Şener'dir..

Ekonomi muhabiri arkadaşımızdan biri,  lütfen (sevabına) bir zahmet sorabilirse, Sayın Şener'den bu önemli konuda bir analiz rica ederse, ziyadesiyle biz de bilgi sahibi edilmekten ötürü kendisine müteşekkir olacağız..

Esen kalınız..
 

Ali HASDEMİR/turkishny.com 

Ali Hasdemir
AHASDEMIR@turkishny.com