altBahaneler.. bahaneler…

Hedef saptırmalar...

Kepazeliğe kılıf aramalar..

Kaybımız 32 can…

Bilmem kaç milyon dolar (?!) değer biçilen hasardan dolayı maddi zarar..

Felaketin dört beş gün ardından herşey çok daha açık net anlaşılıyor. Ki, kuşkusuz sel felaketi ya da mega rezaletin asıl sorumluları, megakente tam 16 yıldır egemen olan yöneticiler..

Modern saydıkları otoyolları bataklığa çeviren bu yönetenler, 16 yıl önce de görevdeydi, halen de görevdeler.

Şimdilerde, hepsi tam tekmil, herşey dört başı imarmışız gibi üçüncü boğaz köprüsü proje ve hesaplarını yapanlar da aynı yöneticiler..

O dönemin Belediye Başkanı bugünün Başbakanı..

O dönemin İSKİ Genel Müdürü ise günümüzün Çevre Bakanı..

Yaşanan felaketin adından “Dere yataklarına ev yapılmamalıydı, derenin intikamı acı olur” diyen bu yöneticiler, Güneşli’de, İkitelli’de, Halkalı’da sanayi tesisleri, tekstil üretim atölyeleri yapılması konusunda ruhsat verenler değil mi?

Betonlaştırarak çevreyi merkezi planlarla bağlantı yolları, köprüleri alt ve üst geçit gibi dere önüne her türlü engeli diken ve adeta bu sonuca zemin hazırlayanlar bu yöneticiler değil de kimlerdir?

Tüm uyarılara karşın, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir kuruluş olan İSKİ’nin itirazlarına ve birçok olumsuz raporuna karşın bu bölgede hastane yapımına bile ruhsat verenler kimler peki?

O halde şimdi tuhaf, anlaşılamaz bir mantaliteyle sorumluluğu nasıl olur da şuna buna ve kadere yıkarlar? Dehşet içerisinde kalıyor insan.

Derenin kendi yatağını mutlaka arayacağını, bulamayınca da öcünü sel ile aldığını Anadolu’nun en ücra köşesindeki eğitiminden yoksun kalmış köylümüz bile bilmez mi?

Peki bu nasıl bir zihniyettir?

Silivri’den Tekirdağ’a kadar olan bölgede, bin yıllık tarihiyle hala ayakta olan Mimar Sinan’ın yaptığı köprüleri ve su kemerlerini hiç incelemediler mi, o tarihi eserlerden hiçbir ders çıkaramadılar mı?

Bugün TEM yolunu geçtiği bölgede, önce Bizans ve ardından da Osmanlı İmparatorluğu niçin tek bir yapıya olsun izin vermemiş, insan hiç merak etmez mi?

Söyleyelim gerçeği o zaman, bilgi yoksunlarına:

Su havzaları olduğu, türlü riskler içerdiği ve kesinlikle yapılaşmaya uygun olmadığı için!!

Peki, akıl ve mantıkla asla açıklanamayacak türden uygulamalara ne denebilir?

Şu sorulara yanıt verme konusunda gerçekten hayli güçlük çekiyorsunuz..

Sele kapılmış, suyun içerisinde bir şeye tutunarak çırpınan, çaresiz insanlar cep telefonlarıyla bile görüntülenirken kurtarılamıyor da yedi katlı bir binanın çatısına çıkmış, dolayısıyla tehlikeyi savuşturmuş olanlar hemen helikopter yardımı yetişebiliyor.

Bu sadece bize mi özgüdür?

Gecikmiş refleks, refleks midir?

Ve bir başka ilden kamyona doluşup yağmalama amacıyla gelen bir yağma timi hemen yakalanıp adalete teslim edilebiliyor.. Güzel..

Su havzalarına, dere yataklarına ev yapanlar, yönetim tarafından tek suçlu olarak hedef gösteriliyor..

Bakın, bizzat kendilerinin göçle gelenlere gecekondulaşmayı özendirdiği konusuna hiç girmiyorum dikkat ederseniz..

İyi de neden oraya tüm olumsuz raporlara karşın imar izni veren suçlulardan biri bile yakalanamıyor ve adalete teslim edilemiyor?

Rantı paylaşan, o akıllara zarar TIR parkları işleten o sırtı kalınlara niçin kimse dokunamıyor?

Tam aksine özenle gizleniyor ve korunuyor o kişiler, niye?

Suçlanan vatandaşlardan biri çıkmış söylüyor işte:

“Mecbur kaldım buraya ev yaptım, ama bu yaşadığımız bölgeye elektriği, suyu, doğalgazı, telefonu ve hatta kablolu tv bağlantılarını kim yaptı?”

Bir açıklaması olmalı değil mi bunların..

Hukuk devleti olmak bunlara çözüm getirmekle mümkün olabilir ancak, değil mi?

Bu arada bunca olayın karmaşası içerisinde ülkemizde kökü kurumaya yüz tutan ve Tekirdağ’daki sel felaketinde telef olan besiciliğimize, süt ürünlerine inen darbeden de söz eden yok..

Şu an üzerinde durulması gereken olası temel bir sorun daha var:

Felaket sonrası salgın hastalıklar alarmı..

Biliyoruz ki, susturulması istenen şu düşünceler de aynen suya yazılmış yazı misali..

Muhalif seslere tahammülü olmayanlar, onlar, ne bizi susturabilecek ne de içimizdeki duygu selinin önüne geçebilecek..

Esen kalınız..

Ali Bilge HASDEMİR

Ali Hasdemir
AHASDEMIR@turkishny.com