Referansımız her daim olduğu gibi yine rakamlar...

•Türkiye'de ortalama evlilik yaşı: 21.2 ...

•Türkiye'de evli çiftlerin %35 'i "hiç tanışmadan görücü usulüyle" evlenmiş. %5'inin sadece imam nikahı var...

•Evlilerin;

– %13'nün kan bağı var...

– %46'sı alyans takmıyor...

– %49'u herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmıyor...

– %27'si evlenme tarihini hatırlamıyor...

•Çocuk sahibi olan kadınların %11'i sezeryanla doğum yapmış...

•Türkiye'de ortalama evlilik yaşı: 21.2 ...

•Türkiye'de evli çiftlerin %35 'i "hiç tanışmadan görücü usulüyle" evlenmiş. %5'inin sadece imam nikahı var...

•Evlilerin;

– %13'ünün kan bağı var...

– %46'sı alyans takmıyor...

– %49'u herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmıyor...

– %27'si evlenme tarihini hatırlamıyor...

•Çocuk sahibi olan kadınların %11'i sezeryanla doğum yapmış..

**

Neden paylaşıyorum şimdi bu bilgileri durup dururken diye soracak olursanız?

Basit bir yanıtım var:  Neden-sonuç ilişkisi dostlar...

Doğru okuyacak olursak eğer, bu rakamlar bize neleri işaret ediyor?

Aslında hayat sınavında daima 2 yanlış 1 doğruyu götürüyor..

Kırsal bölge alanlarımızda 15 ve onun da altı yaşlarda evlenen çocuk gençlerimizin oranı o denli fazla ki..

Megakentlerdeki 40'lı yaşları aştığı halde evlenemeyenler bu sayının çok altında kalıyor.

Dolayısıyla evlilik yaşı oranları düşük kalıyor..

(ya da evlilik gibi ciddi bir kurum için normal bir yaşmış gibi, 21,5 gözüküyor)

Ne yazık ki, yıllardır durum 3 aşağı 5 yukarı bundan ibaret..

Bu istatistikî bilgiler içerisinde asıl en, ennn çarpıcı olan ise kanımca şudur:


Evlenen çiftlerin "%13'nün kan bağı var.."

Neymiş?

"KAN BAĞI VAR..mış..

Yani bu araştırma sonuçları, resmi ya da yarı resmi "ensest"e dikkat çekiyor..

Ve işaret edilen bu yüzde 13, hiç de azımsanacak bir rakam değildir sevgili dostlar..

Akraba evliliklerinin en riskli sonuçlarını yinelemeye sanırım gerek yoktur, hepimiz biliyoruz zaten..

Türkiye'deki bedensel ve zihinsel engelli insanlarımızın sayısını biliyor musunuz peki?

Yaklaşık  7 milyon insanımızdı, son bildiğim.. 

Peki bir nâçizane soru daha;...

Zihinsel özürlülerin azımsanmayacak bir oranda olması bir raslantı mıdır?

Tesadüfen ya da sadece kılpayı IQ düşüklüğü ile yırtmış olanların sayısının daha da üzerinde seyretmesi bir toplumu nasıl etkiler?

Yönetilen geniş kesimleri bir yana bırakalım bir an için..

Ya bu sonuç, bazı yönetim kademelerini nasıl etkiler?

Hâl böyle olunca, çok şey beklemek doğru mudur?

Yoksa..

"Böyle başa, böyle tarak" demek mi doğru olacaktır?

Bu önemli konuyu bir kez daha gözden geçirelim mi? 

Ne der siniz?

Ali HASDEMİR/TNY

 

Ali Hasdemir
AHASDEMIR@turkishny.com