ASLINDA muhalefetin elinde şahane kozlar var.

Hem de sayılamayacak kadar çok koz.

*

- Mesela... Parlamenter sisteme dönüş sözüyle harekete geçme kozu...

*

- Mesela... Bir yanda Ahmet Türk, bir yanda Temel Bey, bir yanda Abdullah Gül, bir yanda Meral Hanım, bir yanda Kemal Bey... Kamuoyunun önüne böyle bir vitrinle çıkma kozu...

*

- Mesela... “Seçildiğimiz gün OHAL kalkacak” diye vaatte bulunma kozu...

*

- Mesela... “FETÖ ile mağduriyetlere milim yol açmadan sonuna kadar mücadele edeceğiz” diye haykırma kozu...

*

- Mesela... “Seçildiğimiz gün oluşacak havayla dolar düşecek, yatırımlar artacak, ekonomi rahatlayacak” diye umut verme kozu...

Yahu muhalefet!

Tayyip Erdoğan gibi bir aday bulmak için çırpınacağınıza...

Elinizin altındaki şu kozlarla ortaya çıksanıza...

Yahu bunu da mı ben söyleyeceğim?

Allah Allah!

Cık cık cık!

NOT: “Ne o? Muhalefete akıl mı veriyorsun?” diye sitem edecek iktidar cenahındakilere sesleniyorum: Yahu hiç endişe buyurmayınız. Muhalefetin bu akıldan yararlanma ihtimali sıfırın altında...

İKTİDARIN EKONOMİ POLİTİKASINI NECİP FAZIL ŞİİRİYLE DÖVMEK
“ALLAH’ın on pulunu bekleye dursun on kul / Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul / Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa / Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!”

Necip Fazıl’ın “Destan” şiirinin en vurucu dizeleri bunlar.

CHP’nin ekonomi kurmaylarından Faik Öztrak, emekli aylıklarında yıllar içindeki erimeyi yansıtan grafiği paylaşmış sosyal medya hesabından.

Altına da işte bu dizeleri yazmış.

Faik Öztrak’a “Hazzın doruklarına nasıl çıkılır Sayın Öztrak?” diye sorsak...

Sanırım “İktidarın ekonomi politikasını Necip Fazıl şiiriyle döverek” diye cevap verir.

 

MUHBİRLERDEN NEDEN NEFRET ETMELİYİZ?
- Müfterilik ile muhbirlik arasında çok ama çok ince bir çizgi vardır ve çoğu zaman o çizgi ortadan kalkar ya... İşte ondan.

*

- En pis yürek, gammaz yürektir ya... İşte ondan.

*

- Nazi Almanyası’nın ve de bütün karanlık rejimlerin odak noktası muhbirlerdir ya... İşte ondan.

*

- Muhbirliğin teşvik edildiği dönemler, insanın iç dünyasındaki her türlü kötülüğün açığa çıkma dönemleridir ya... İşte ondan.

 

KAPAĞI BELEDİYE BAŞKANLIĞINA ATMAK İÇİN ÇIRPINAN CHP’LİLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
- Kimse kendini kurtaramasa da bari ben kendimi kurtarayım diye düşünürler.

*

- Bir dava şuurundan, bir ülküden zerre nasip almamışlardır.

*

- “Dava için fedakârlık” diye bir olguyla hiç tanışmamışlardır.

*

- Geleceğe dair zerrece bir umutları yoktur.

*

- Kazanmaya, zafere kesin inançsızdırlar.

*

- Hep ama hep bireysel oynarlar.

 

YENİ Mİ DUYDUN MÜBAREK?
EĞER birisi çıkıp da...

“Kadınlar spor müsabakalarına katılamaz” derse...

Ona Peygamberimizi hatırlatırım.

Hz. Muhammed, eşi Hz. Ayşe ile yarışırdı.

*

Eğer birisi çıkıp da...

“Kadınlar iş dünyasında yer alamaz” derse...

Ona Peygamberimizi hatırlatırım.

Hz. Muhammed’in eşi Hz. Hatice, bir iş kadınıydı.

*

Bunları ben söylemiyorum.

Meşhur Suudi Prens var ya...

Hani Suudi Arabistan’ı yıllar sonra açılımlarla tanıştıran...

İşte o söylüyor.

*

- Sanki Peygamberimizin eşiyle koşu yarışı yaptığını...

- Sanki Peygamberimizin eşinin bir iş kadını olduğunu...

İlk kez duymuş gibi.

 

ETRAFIMDAKİ HERKES
- “Etkinlik” demek yerine “event” diyor.

- Alaçatı Ot Festivali’ne gidiyor.

- Yaz hemen gelsin istiyor.

- Ankara’nın yeni belediye başkanından memnun gibi...

- Seyahat planı yapmayı, en az seyahate çıkmak kadar eğlenceli buluyor.

- Ya derin kaygılı ya da hepten boşvermiş.

- Bankalarla masaya oturup borçlarını yapılandırmak istiyor.

- Amin Maalouf’un “Bir dinleri olduğu için ahözlaka ihtiyaçları yokmuş gibi davranıyorlardı” cümlesini paylaşıyor.

- Bazlama seviyor.

 

EN TEHLİKELİ MESLEK
NE askerlik, ne polislik, ne gazetecilik...

En tehlikeli meslek:

Üniversitede akademisyenlik!

 http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/muhalefetin-en-buyuk-yanlisi-erdogan-gibi-bir-aday-aramak-40798033