KORKARIM olay, büyük ihtimalle şöyle gelişmiştir:

*

YPG, feryat figan ederek ABD’ye seslenmiştir.

Demiştir ki:

- Yeter artık Trump Bey yeter!

- Göndermeyin bize silah milah!

- El kadar Rojava! Silah koyacak yerimiz kalmadı abi!

- Gönderdiğiniz Hummer cipler nedeniyle bizim buralarda trafik sorunu çıktı vallahi.

- Elimizde en az sekiz dünya savaşına yetecek silah birikti.

- Tank doldu her taraf... Atsan atılmaz, satsan satılmaz.

- Etmeyin, eylemeyin!

- Göndermeyin bize artık silah!

Bu feryatlar karşısında daha fazla duyarsız kalmak istemeyen ABD de tarihi kararını vermiş ve YPG’ye silah göndermeyi durdurmuştur.

HADİ BAKALIM KEMAL BEY

KEMAL Kılıçdaroğlu, geçen salı kürsüye çıkıp şöyle dedi:

- Sevgili Erdoğan.

- Çocuklarının, dünürünün, eniştenin, kardeşinin, eski özel kalem müdürünün yurtdışında, vergi cennetinde bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdiklerini biliyorum.

- Sen misin yerli ve milli, ben miyim?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise buna karşılık şu iki şeyi yaptı:

- BİR: Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine tam bir milyon 5 yüz bin liralık bir tazminat davası açtı.

- İKİ: “İspatlarsan bu makamı bırakacağım, ispatlayamazsan sen makamını bırakacak mısın” diye sordu.

Kemal Bey... Şu dakikadan sonra size düşen...

Bu “hodri meydan”a doğru dürüst bir cevap vermektir.

Eğer bu “hodri meydan”a doğru dürüst bir cevap veremezseniz...

Bundan böyle şunun olması kaçınılmaz hale gelecektir:

Ortaya hangi dehşetengiz iddiayı atarsanız atın... Yaprak bile kıpırdatamayacaksınız.

Üstelik...

Bir meydan okumanın altında kalmak da işin cabası olacak.

KESRETTEN KİNAYE

BÜLENT Arınç “80 milyon içinde belki 80 kişi Fetullah Gülen’e sempati duymamış olabilir” derken...

Kesretten kinaye” yapmış.

*

Nedir “kesretten kinaye”?

Hani “yüz bin kere söyledim ama sözümü dinletemedim” ya da “milyon kere tövbe ettim ama yine tövbemi tutmadım” falan denir ya...

İşte öyle bir şeydir.

*

Fakat Bülent Arınç’ın fark edemediği bir husus var:

Fetullah olayı, öyle yakıcı bir olay ki...

Ne kesret kaldırır ne de kinaye!

*

Yahu bu memlekette Fetullah yüzünden ölümlerden ölüm beğenen, hapislerde çürütülen, haksızlıklara maruz kalan yüz binler var yüz binler!

Aloooo! Bülent Bey!

Size söylüyorum size!

BEŞTEPE’DE BİR FİLM İÇİN YAPILAN GALAYA DAİR

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan değil de...

Süleyman Demirel ya da Ahmet Necdet Sezer olsaydı da...

Söyleyeceklerim değişmezdi.

Piyasaya sürülen bir sinema filminin galasının devletin en tepesinin bulunduğu yerde yapılması, yani devletin en üst düzeyinden himaye ve ayrıcalık görmesi...

Görüntü olarak da, duygu olarak da çok tatsız...

Resmi ideoloji tarafından kayrılan yönetmen ve film” durumuna düşmek, o yönetmene de, o filme de haksızlık.

YARIM ASIRLIK ÇINARDAN NASİHATLER

- YAŞINI başını aldığın halde hormonlarını yeni keşfeden ergenlerden daha beter davranıyorsun. Davranma!

- Hiç öyle olmadığın halde, “aklı şeyinde” tabirini haklı çıkaracak şeyler yapmaktan zevk alıyorsun. Alma!

-Herkesin çaktığını ben savunayım da dikkat çekeyim” taktiğini hiç olmayacak kişiler üzerinden yürütüyorsun ve gümlüyorsun. Yürütme! Gümleme!

İNSANIN DÖRT ZİNDANI

GENÇLİK yıllarımda Ali Şeriati’nin “İnsanın Dört Zindanı” adlı kitabını elimden düşürmezdim.

*

Geçenlerde sosyal medyada gördüm.

*

İnsanın yeni dört zindanı olarak şunlar sayılıyor:

BİR: Twitter. İKİ: Facebook. ÜÇ: Instagram. DÖRT: WhatsApp.

KES SESİNİ VE UZA

- ERGENEKON’un, Fetullahçıların orduyu ele geçirmek için uydurdukları kocaman bir yalan olduğu...

- Taraf gazetesinin bu zokayı yutanların en başında geldiği...

- Delil sokuşturmalarla, hilelerle, desiselerle ordudaki bir kısım subayın tasfiye edildiği...

- Tasfiye edilen subayların yerlerine Fetullahçı subayların yerleştirildiği...

Kabak gibi ortadayken...

Hâlâ bin türlü laf ebeliği yapıp “Ergenekon mergenekon” diye bik bik ötenlerin kulaklarına sadece dişlerimin arasından ve çok kalın bir sesle “kes sesini ve uza” diye fısıldamak istiyorum.

ÇOK EROZYON ATHENACIM!

ATHENA Gökhan, Acun’un televizyonundan haykırmış:

“Kültürel erozyonla karşı karşıyayız kültürel erozyonla!”

*

Şeyma Subaşı’nın yayınladığı videolardan birinde şöyle bir olay yaşanmıştı:

*

Şeyma Hanım’ın küçük kızı, “vur patlasın çal oynasın” halindeki annesine ve annesinin arkadaşlarına...

“Çok ses yapıyorsunuz anne” deyince...

Şeyma Hanım minik yavruya “Çok ses annecim” demiş ve gürültüye aynen devam etmişti.

*

Ben de Athena Gökhan’a şu cevabı veriyorum:

“Çok erozyon Athenacım.”

NOT DEFTERİMDEN

- SON dönemde tavlada “yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır” şiirini söylemeye alışmıştım ama sahalara hızlı döndüm: 5-0 devirdim tavlada önüne geleni devireni.

*

m Son günlerde İstanbul’da yeni trend “eve kapanmak” imiş... Ben de kendi kendime soruyordum: “Ben niye son günlerde eve kapanıyorum ki?”

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/abdnin-ypgye-silah-gondermeyi-durdurmasinin-sebebini-acikliyorum-40659018