- KADİR TOPBAŞ: Ben biraz kolay mı bıraktım acaba? Ben de Melih gibi olayın keyfini mi çıkarsaydım acaba? Yanlış mı yaptım acaba?

- MELİH GÖKÇEK: Ankapark’ın açılışını bari yapaydım... Ankapark’ın açılışını bari yapaydım... Ankapark’ın açılışını bari yapaydım...

- BÜLENT ARINÇ: Melih Gökçek’e bunu yaptı ya! Helal olsun vallaha! Bin Bülent Arınç yoluna feda olsun Tayyip Bey’in.

- ABDULLAH GÜL: Kafayı çıkarmak istiyorum ama korkuyorum. Korkuyorum ama kafayı çıkarmak da istiyorum.

- AHMET DAVUTOĞLU: Beni bir pelikana bindirip kolayca yolladılar. Şu işe bakın ki Melih bile benden daha zor gönderiliyor. Üstelik ben başbakandım.

- ALİ BABACAN: Ramazanda güllacın akla gelmesi gibi... Başları sıkıştığında akıllarına ilk ben geliyorum.

- RECEP ALTEPE: Bu daha başlangıç... Mücadeleye devam... Her yer Bursa... Her yer direniş...

- EDİP UĞUR: Höşmerim yemek, insanda cesarete yol açıyor derdi babaannem... Höşmerim yiyip Balıkesir dağlarına yaslansam mı acaba?

MUHARREM İNCE’DEN GELEN ESPRİLİ MESAJ

MUHARREM İnce’nin CHP’nin Ankara ya da Bursa belediye başkan adayı olacağına dair bir kulis bilgisi paylaşmıştım dün.

*

Bu kulis bilgisiyle ilgili olarak Muharrem İnce’den gelen esprili mesaj şöyle:

“Ankara, Bursa tamam da İstanbul’u unutmuşsun.”

İSTANBUL’A İHANET İŞİ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN ÜSTÜNE YIKILABİLİR

CUMHURBAŞKANI Erdoğan dedi ki:

- Biz İstanbul’un kıymetini bilemedik.

- Biz bu şehre ihanet ettik.

- Hâlâ da ediyoruz.

- Ben de bundan sorumluyum.

Korkarım...

Bu ihanetin sorumluluğu da pek yakında Kemal Kılıçdaroğlu’nun üstüne yıkılabilir.

Nasıl mı?

Mesela şöyle denilerek:

- Biz İstanbul’a ihanet ederken... Kemal Kılıçdaroğlu neredeydi?

- Hâlâ da ediyoruz... Neredesin Bay Kemal?

- Sessiz kalarak bizim ihanetimize sen geçit verdin sen.

İHANETİN ALKIŞLANMASI

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın “İstanbul’a ihanet ettik, bundan ben de sorumluyum” demesinin alkışlanmasına takmış millet.

“İhanet ettim diyor, karşısındakiler de alkışlıyor” diye durumu sarakaya alanlar var.

Ey millet!

Oradaki alkış, “ne iyi ettin de İstanbul’a ihanet ettin” alkışı değildir.

Oradaki alkış, “bunun farkına varman ve açıkça ifade etmen, hatanın farkına varman anlamına gelir ve bu da güzel bir şeydir” alkışıdır.

BİR EMEL SAYIN GECESİ

BEN hayatımda ne Maksim Gazinosu gördüm, ne Çakıl Gazinosu, ne de Bebek Gazinosu...

Gazinoların en parlak döneminde, imam hatipte Necip Fazıl’ın “Sakarya Türküsü” isimli şiirini ezberlemekle meşguldüm.

Kısacası...

Gazino kültürü, bana Adnan Oktar’ın “kedicik kültürü” kadar uzak ve yabancı.

Ama hep merak etmişimdir o eski gazino kültürünü...

Assolistlerin kaprislerini, rahmetli Fahri Bey’in tuhaf huylarını, Maksim müşterilerinin ağırbaşlılığını, Zeki Müren sahneye çıkınca kesilen çatal bıçak seslerini falan...

*

Merakımı azıcık da olsa gidermek için o eski gazino kültürünü bugün devam ettirmek için çabalayan Günay’a gittim geçen gece kadim dostum Taylan Bilgel’in öncülüğünde...

Ünlü sanatçı Nilgün Belgün ve Kanal D’den mesai arkadaşım Mine Özbek de bizimleydi.

Mahcup mahcup bir köşede oturup olan biteni izlemeye başladım.

*

Emel Sayın, ağır bir şarkıyla başladı geceye...

Sonra Avni Anıl Bey’in hüzzam eseriyle devam etti...

Ardından “Çile Bülbülüm Çile” şarkısında dinleyicilerin tümüne yüksek sesle “Allah!” dedirtme bölümüne geldi sıra...

İşte tam bu sırada...

“Kendimi bir an Maksim’de gibi hissettim” dedi Taylan Bilgel...

*

Emel Sayın’a gelince...

Formunun zirvesindeydi ve pek asil, soyluydu.

- “Kız Sen İstanbul’un Neresindensin” şarkısını söylerken... 12 Eylül günleri geldi aklıma.

- “Feride” şarkısını söylerken... Tarık Akan, Halit Akçatepe, Münir Özkul, Adile Naşit... Hepsi geçti gözlerimin önünden.

- “Mavi Boncuk” şarkısını söylerken... 70’lerin masumiyet günlerine gittim geldim, gittim geldim.

- “Üzgünüm Leyla” şarkısını söylerken... Safiye Ayla’lara, Hamiyet Yüceses’lere, Nesrin Sipahi’lere bin selam yolladım.

*

Günay’ın müşterilerine gelince...

Hepsi Türk sanat müziğinin en ağır şarkılarına bile sonsuz aşina...

Ve yine hepsi sanki 1950’lerin İstanbul’undan fırlamış gibi kibar ve jantiydiler.

*

İşin özü şu:

Nostalji nostalji büyüyen bir gece geçirdik Günay’da.

EŞREF KOLÇAK’IN ARABA KULLANMASI

EŞREF Kolçak, maddi hasarlı küçük bir kaza yapınca hemen başladılar tıraşa...

- Yok, 92 yaşındaymış da...

- Yok, bu yaşta araba kullanması doğru muymuş da...

Falan...

Yaşça epey küçük bunca tehlikeli hödük, trafikte rahatça araba kullanırken...

Eşref Kolçak gibi süper dikkatli ve de müthiş rikkatli araba kullanan 92’lik bir delikanlının ehliyetine göz dikenlere yuh olsun!

FAKIBABA ‘UCUZ ET YEDİRECEĞİM’ DEYİNCE

GIDA Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, “Göreceksiniz, bu millete ucuz et yedirmeyi başaracağım” diye bir açıklama yapmış.

Nedense bu açıklamayı okuyunca...

- “Bulgaristan’dan saman ithal eder hale gelmemiz” gelmedi aklıma.

- Hayvancılığı perişan edişimiz de gelmedi aklıma.

- Hatta hatta... Sırbistan’dan et ithal etmek durumunda kalışımız bile gelmedi aklıma...

Sadece “Ucuz etin yahnisi yavan olur” şeklindeki atalar sözü geldi aklıma.

Nedenini ise bilmiyorum.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/kadir-melih-abdullah-bulent-falan-su-anda-ne-dusunuyorlar-40619333