ZARRAB davasının hâkimi Richard Berman’dan Türkiye’ye mesaj var.

Hürriyet New York Temsilcisi Razi Canikligil, mahkemedeki bazı kısıtlamalar nedeniyle görevini yapmakta zorlandığını, bu yüzden Türkiye’de bazı eleştirilere muhatap olduğunu anlatınca, Berman “Sen gel de bunu bana sor. Türkiye’de bana yönelik çok haksız eleştiriler yapıldığını duyuyorum” diye dertleniyor. Berman’ı rahatsız eden otel faturası bu köşede yayınlanmıştı. FETÖ’yle bağlantılı bir davaya bakan mahkeme başkanı olarak, FETÖ’yle ilişkisinin deşifre olması nedeniyle rahatsız olmak yerine yargılamadan çekilmeliydi.

Amerika’da sanki başka hukukçu yokmuş gibi hâkim Berman, FETÖ organizasyonu ile Türkiye’ye geliyor, yine FETÖ organizasyonu olan “Adalet ve Hukuk Paneli”ne katılıyor. Panelde bir oturumun başkanlığını yapıyor. Orada “Siz hangi adaletten, hangi hukuktan bahsediyorsunuz, yoksa Ergenekon sürecinde dağıttığınız adaletten mi söz ediyorsunuz?” diye sormuyor. FETÖ dilini kullanıyor,tek adamlıktan giriyor, Türkiye’de hukuk devletinin tehdit altında olduğundan çıkıyor. Kaldığı otelin faturasını FETÖ’yle iltisaklı YKK Group ödüyor.

Mahkeme Başkanı FETÖ organizasyonlarının aranan adamı. FETÖ’cülerin attığı tweet’leri retweet etme şampiyonu ise Zarrab davasını açan Başsavcı Bharara. Mahkemenin paralı tanığı FETÖ firarisi Hüseyin Korkmaz, davanın belgeleri 17-25 Aralık FETÖ dinlemeleri, davanın gazetecileri ise FETÖ firarisi Adem Yavuz Arslan ve Emre Uslu. Buna bizde “Adaletinle bin yaşa Kel Kadı” derler. Bu tablo karşısında bize düşen ise yayınlayacağımız yeni belgelerle hâkim Berman’ı rahatsız etmek olacak.

GİZLİ TANIK

ABD’de her adım bilerek atılıyor. Peki biz ne yapıyoruz? Zarrab’ın ABD’ye gitmesine, Hüseyin Korkmaz’ın tahliye edilip elimizden uçmasına neden izin verdik diye sormayacağım. 17-25 Aralık’ta devletin gizli tanığı olan iki kişinin henüz ifadesi alınmadı. Bu kadarı da fazla olur demezseniz onu da paylaşmak isterim. 17-25 Aralık’ın iki gizli tanığından biri KHK ile ihraç edildi. Hatayı fark edenlerin çabası sonucunda geri döndü ama başka kuruma geçişi onaylanmadı. Bu arada gizli tanıkların kimliği deşifre oldu. FETÖ’cülerin, gizli tanıklardan biriyle irtibat kurduğu, “Seni paraya boğarız. Yeter ki ülke seç, seni buradan kaçırırız” diye teklifte bulundukları söyleniyor. Gizli tanığın şimdiye kadar bu tür teklifleri geri çevirdiği biliniyor. Ama ortada Hüseyin Korkmaz örneği olduğu sürece kimse güvende değil demektir. Çünkü FETÖ’nün kitabında pes etmek yatmıyor.

TELEFONDAKİ SIR

Bu arada deneyimli gazeteciler Erdal Kılınç ile Toygun Atilla çok önemli bir habere imza attı. FETÖ’cü olduğu gerekçesiyle tutuklanan ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz’un şifresi kırılan telefonunda İran’a silah satışıyla ilgili bir yazışma ortaya çıktı. Topuz’un telefonunda Shaq olarak kayıtlı olan ve ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi muhbiri olan G. adlı Türk vatandaşı, İran’a silah satışından söz ediyor. ABD bize İran’a ambargoyu delme iddiasıyla ceza kesiyor, ama kendisi silah satışını organize ediyor. Hatırlarsanız, İran’a ambargoyu ilk olarak 1986 yılında İrangate operasyonuyla ABD’nin deldiği ortaya çıkmıştı... Ve hatırlarsanız, Topuz gözaltına alınınca ABD, sert tepki göstermiş, vizeleri askıya almış, cep telefonunu kurtarmak için yeri göğü yıkmıştı. Şimdi beni aldı bir merak. O telefondan Metin Topuz, 17 Aralık’ın mimari Yakup Saygılı ile Zarrab davasında yer alan FBI elemanının fotoğrafı çıktı mı? Metin Topuz ile Yakup Saygılı, 20 Eylül-1 Ekim 2012 tarihleri arasında ABD’de düzenlenen ortak bir programa birlikte gitmişlerdi. Hani o gezideki nehir kenarında çekilen fotoğraftan söz ediyorum...

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/gizli-tanik-desifre-oldu-40703870