ZARRAB davasının arkasındaki FETÖ parmağı her geçen gün daha belirgin hale geliyor.

Davayı açan savcı Bharara, FETÖ’cülerin Erdoğan karşıtı tweet’lerini retweet edecek kadar kendini angaje etti.

Davanın hâkimi Richard Berman’ın ise İstanbul’da düzenlenen FETÖ sempozyumunun moderatörü olduğu ortaya çıktı.

FETÖ’nün 17-25 Aralık dinlemelerini delil olarak kullanan mahkeme, şimdi Türkiye ve Gülen hareketi konusunda bir bilirkişi tayin edilmesini istedi. Bu durum ABD ile El Kaide konusunda bilirkişi istenmesi gibi bir şey. Fetullah Gülen’i önermek, ABD’ye Usame bin Ladin’i önermek gibi bir şey. Böyle mahkemeye bilirkişi olarak Fetullah Gülen yakışır. Mahkeme diğer yandan da 17-25 Aralık operasyonunu gerçekleştiren FETÖ’cüleri tanık olarak dinlemeye hazırlanıyor. 15 Temmuz’da Erdoğan’ı devirmek için darbe girişiminde bulunan FETÖ’cülerin Erdoğan lehine tanıklık yapması, herhalde beklenmiyor.

Oysa savcılık Mister Dubowitz, Dr. Shanzer ve Bayan Palluconi’den oluşan üç kişiyi bilirkişi olarak belirlemiş durumda. Mail, telefon konuşmaları, yazışmalar ve Türk otoritelerden gelen belgeleri incelemek üzere teknik konularda görev yapıyorlar. Dr. Sharzer Türkiye ile İran arasındaki ilişkilere dair resmi bilirkişi olarak görev yapıyor.

İKİ NOKTA

Zarrab soruşturmasını yürüten savcıların iki nokta üzerinden hareket ettikleri dikkati çekiyor.

1- Bir siyasi koruma olmadan bu ticaret yapılamaz.

2- İran’la ticaretten ziyade şahsi hesaplardaki hareketlilik.

Ambargo süresince İran’ın parasının Rusya, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kanada ve Türkiye üzerinden dışarıya çıkarıldığı söyleniyor. İran’a ambargoda Türkiye sadece belli bir zaman diliminde yer alıyor. Ama ambargo faturasının tamamı Türkiye’ye kesilmek isteniyor. Bu noktada bir kuşkumu paylaşmak istiyorum. Zarrab soruşturmasında İran ve Birleşik Arap Emirlikleri, Zarrab savcılarına belge ve bilgi temininde katkı sağladı mı? Sorunun çengelini zihinlere asıp, Zarrab’ın para trafiği için üzerinde durulan şirketleri paylaşmak istiyorum. Bunlar, Durak Döviz, Royal Holding, Vala Döviz Dış Ticaret, Asi Kıymetli Madenler Turizm, ECB Kuyumculuk, Güneş General Trading, Mapna Group, Birleşik Arap Emirlikleri’nde Al Nafee ve İran’dan Bank Mellat ile İran Ulusal petrol Şirketi(NİOC).

Sizi Zarrab soruşturmasının teknik detaylarıyla uğraştırma niyetinde değilim. Sadece 4 Aralık’taki duruşmanın yaklaşmasıyla birlikte Türkiye’yi bekleyen tehlikeye dikkat çekmek istiyorum. Maalesef biz baştan beri bu işi çok ciddiye almadık. Reza Zarrab’ın ABD’ye gidişini doğru okuyamadık. İşi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Reza Zarrab’ın mağduriyeti boyutunda gördük. Ama o bir operasyondu. Geldiğimiz noktada Zarrab davası, Türkiye’ye ekonomik ve siyasi darbe vurmak isteyenlerin kozuna dönüştü.

TÜRKİYE’YE KARŞI ZARRAB KOZU

ABD bunu hep yapıyor. Önemli olan; biz Zarrab’ın ABD’nin eline geçmesine izin vermememiz gerekiyordu. Abdullah Öcalan’ı verdiler Fetullah Gülen’i aldılar. Fetullah Gülen ABD’ye gittiği günden bu yana Türkiye aleyhine kullanılıyor. Reza Zarrab ise Gülen’den sonraki ikinci kozları oldu.

Zarrab operasyonunun iki ayağı var.

1- Siyasi ayağında hedef Cumhurbaşkanı Erdoğan.

2- Ekonomik boyutunda ise bankalara kesilecek ceza üzerinden Türk ekonomisini vurmak.

Bu açıdan duruşmanın yapılacağı 4 Aralık kritik bir tarih. 4 Aralık’ta bir dalgalanma olacak ama büyük bir fırtına beklemeyin. Başarabilirlerse büyük operasyonu 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce yapmayı planlıyorlar.

Bir kez de Gezi’nin ünlü sloganıyla söyleyelim, mesele sadece Reza Zarrab değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı?

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/zarrab-davasinin-iki-hedefi-40652219