CHP’li Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat, Cumhurbaşkanı Erdoğan için, “Faşist diktatör” deyince çok geçmeden CHP yöneticileri tarafından uyarılır diye düşündüm.

Hele hele Belediye Başkanı’nın, “Bir faşist diktatöre karşı, bu halkın ayaklanması...” gibi laflar ettiğini işitince, Kemal Bey’in hemen bir açıklama yapmasını, bizim ayaklanmayla falan işimiz olmaz, bunlar doğru şeyler değil demesini bekledim.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, Ankara’dan kalkıp Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesine kadar gidince, hah, bu sefer tamam dedim. Bülent Tezcan, şimdi ‘Başkan, nereden çıkardın bu ayaklanma işini? Ne gerek var böyle faşist diktatör benzetmelerine?’ diyecek diye umutlandım.

Ne mi oldu?

Sanki Ekrem Eşkinat’ın hakaretleri yetmemiş gibi Bülent Tezcan almış eline mikrofonu, “Tekirdağ meydanında ben söylüyorum, Recep Tayyip Erdoğan faşist diktatördür. Hem de onların anladığı dilden söylüyorum, şeddelisidir diktatörün şeddelisidir” diye bağırıyor.

Bende hâlâ Polyannacılık durumu devam ediyor. Bu kez tamam dedim, Kılıçdaroğlu bu işi atlamaz, hesabını sorar dedim.

‘Biz o kadar Adalet Yürüyüşü yaptık, halka güven verdik. CHP olarak en iyi dönemlerimizden birini yaşıyoruz. Sizin bu üslupsuzluklarınıza partiyi kurban etmem’ diye uyaracağını düşündüm.

Kemal Bey çıktı kürsüye. Bende Molla Kasım beklentisi tavan yapmış durumda. ‘Arkadaşlar, muhalefet yapacaksak, hakaret ederek etmeyeceğiz. Bu faşist diktatör sözü doğru olmadı. Halkı sokağa dökmek falan gibi sözler doğru işler değil’ demesini bekliyorum.

Sen misin bekleyen? Kılıçdaroğlu da “Dün parti sözcümüz konuşmuş, faşist diktatör deyince çok alınmış. Bir belediye başkanının ailesiyle uğraşmak faşist diktatörlüğün gereğidir” demez mi?

Bir kez daha anladım ki, ben bu CHP’yi anlayamayacağım.

15 TEMMUZ’A TİYATRO

Benzer bir beklentiye, CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in 15 Temmuz için, “Darbeyi AKP yaptı” dediği zaman kapılmıştım.

Didem Arslan Yılmaz kendini tutamamış, “250 şehit var, bu çok ağır bir itham” diye uyarmış. Ama CHP Milletvekili freni patlamış kamyon gibi gidiyor. 250 şehit için, “Onlar öngörülemeyen sonuç” diyor.

15 Temmuz darbe girişimi karşısında CHP’nin duruşunu önemsemiş, “Darbeye Geçit Yok” kitabında bunu geniş geniş anlatmış biriyim. CHP’nin, “AKP darbesi de nereden çıktı, hem şehitlerimiz için, ‘öngörülmeyen sonuç’ denilir mi, onlar bizim şehitlerimiz” demesini bekliyordum.

CHP ne yaptı? Hiç.

Ben mi safım, bu CHP’mi işini çok iyi biliyor, anlamış değilim.

CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, 15 Temmuz için “Tiyatro” dediğinde, ‘Sen ne biçim konuşuyorsun?’ diye tepki gösterilmesini beklerdim. Çıt çıkmadı. Neymiş efendim Türk pilotları geceleyin bile noktasal vuruşlar yapabiliyormuş, bu pilotlar neden gelip Meclis’in göbeğine bombayı oturtmamış.

Olur, bombayı Meclis’in tam göbeğine oturtsaydı da o gece orada olan 106 milletvekili ölseydi, o zaman mı darbe, darbe olacaktı?

ERDOĞAN SEÇİMLE GELDİ

Bu söze karşı en azından o gece darbeye karşı Meclis’e koşan CHP milletvekillerinden bir ses bekledim. “Bizim darbeye karşı bombaların altında Meclis’te verdiğimiz mücadeleyi kirletmeye ne hakkın var” diye tepki göstermelerini beklerdim. Onlar da sustu.

Hadi ‘Merkel, Trump, Macron nasıl seçimle geldiyse Erdoğan da öyle geldi’ demelerini beklemiyorum ama seçilmiş Cumhurbaşkanı’nı “faşist diktatör” ilan et, kanlı darbe girişimine,“tiyatro” de, 250 şehidi “öngörülmeyen sonuç” olarak gör...

Sonra dön, ‘Bu millet bizi niye desteklemiyor’ de.

Şeddeli olarak söylüyorum, ben bu CHP’yi hiç anlayamıyorum.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/ben-bu-chpyi-anlayamiyorum-40629489